TIBBIN KÖKENİ VE
TIP ÖNCÜLÜ UYGULAMALAR
Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı ***en iyi yaşam koçum ***
Sağlık
ve/veya tıp eğitiminde tıp tarihi ve etik dersine yer verilmesinin amaçlarından
birisi hekim/sağlık çalışanı adaylarının mesleki kimliklerini oluştururken bu
disiplin sayesinde elde ettikleri inceleme ve düşünme becerisini geliştirerek,
iyi bir hekim/sağlık çalışanı olmalarını
sağlamaktır.Bu bağlamda ders notunun amacı sağlık çalışanı adayı olan
okuyucunun tıbbın kökeni ve hekimliğin/sağlık uygulamalarının gelişimi ile
ilgili tıp öncülü uygulamalar hakkında bilgi sahibi olmasını katkıda
bulunmaktır.
Bir
sağlık çalışanına tıp tarihi bilgisi tıp alanına özgü ana aktiviteye odaklanmayı; özel bir camianın
mensubu bir bütünün parçası olmayı;
alana özgü başarılardan ilham ve coşku, başarısızlıklardan ders almayı;
doğayı, insanı ve kendini tanımayı; daha kültürlü olmayı sağlar.
Tarih yazılı ve diğer kaynaklardan yararlanarak geçmişe ait bilgilere ulaşma, bilgileri düzenleyip yorumlama çalışmalarının yürütüldüğü bir alandır Aynı zamanda Tarih, yazının ortaya çıkması ile başlar. Tıp tarihçisi hastalıkların, hekimlik mesleğinin/sağlık profesyonelliğinin ya da tıp teknolojilerini tarihlerinden birisi ya da birkaçını çalışma konusu olarak seçer. Seçilen tıp etkinliğinin tıp tarihine ve tıp evrimine katkısını saptayabilmek için geçmişten günümüze klasik tıp literatürünün araştırılması gerekir. Ancak insanın var olduğu tüm dönemlerde tıp etkinliği vardır. Dolayısıyla tıp tarihi yazıdan geride kalan tarih öncesi dönemi de çalışma alanı içine alır. Tıp tarihi tıp alanına dahil olan, doğrudan veya dolaylı olarak tıbbi uygulamaların üretimine katkıda bulunan bütününü veya bir kısmını inceleme veya çalışma konusu edinir.
Tarih
boyunca tıp etkinlikleri yaşanılan yerin kültürüne göre hekim/sağlık çalışanı
veya hekim dışı kişiler tarafından gerçekleştirilmiştir. İnsanoğlu sağlık
konusunda içgüdüsü, deneyerek gözleyerek kuşaktan kuşağa bilgilerin çoğalarak
aktarılmasını sağlamıştır. Bunların yazıdan sonrası klasik tıp literatürü
içinde yer alırken tarih öncesi dönemdeki birçok bilgiye tarih metodolojisiyle
ulaşılmaktadır. Paleopatoloji insan ve hayvan kalıntılarındaki anormallikleri
araştırır, bir çok hastalığı, kemik düzensizliklerini ortaya çıkarır. Bilindiği gibi insan yaşamı, yaşamın
devamlılığı ve soyun sürdürülebilmesine yönelik pek çok içgüdüsel çabayı içinde
barındıran bir süreçtir. Bu süreçte insanlar hastalık gibi yardım alınmasını
gerektiren durumlarla karşılaşabilir. Ancak insanların karşılaştıkları ve bir
hastalık olmadığı halde bir başkasının yardımına gereksinim duydukları,
sağlıkla doğrudan ilgili durumlar da söz konusu olabilir. Doğum bunlardan
birisidir ve tıp doğuma yardımla başlamıştır. Doğuma yardımın tarihi büyük
olasılıkla insanın ilk çığlığıyla birlikte başlamıştır.
Tıp
tarihinde yeri olan etkinler klasik tıp literatürü dışında arkeolojik
buluntulara bağlı bilim adamlarının yorumlarına göre şekillendirilir. Ancak bu yorumlar teknolojinin ilerlemesi
sayesinde değişikliklere uğrayabilir. Kazılarda ortaya çıkarılan mezar
kalıntıları, içindeki malzemeler, iskelet üzerindeki izler, genel tarih
açısından antropolojik araştırmaları desteklemiş, yaşam biçimleri ritüeller
hakkında ve tıp özelinde ise hastalık bulgularının saptanmasını, tıbbi
uygulamalar hakkında fikir sahibi olunmasını sağlamıştır. Ne yazık ki iç
organları ve yumuşak dokuları ilgilendiren tıbbi uygulamalar hakkındaki
bilgilere iskelette herhangi bir iz değişikliğine neden olmadığı için sadece
duvardaki resimler, kabartmalar ya da söylencelerdeki bilgiler sayesinde
ulaşılabilinir.
Yaşanılan
zaman yapılan tıbbi uygulamanın mistik, büyüsel, deneyime veya gözleme dayalı
ya da bilimsel olup olmamasını belirlemiş, sonuçta insanın sağlığını hayatını
etkilemiştir. İnsanlık tarihi boyunca yaşanılan yerin coğrafyasına ve ahlaksal
yaşantısına göre hastalıklara farklı şekilde yaklaşılmıştır.
Mistik
ve büyüsel anlayışta kimi zaman doğaüstü güçlere adaklar adanmış,
nazarlıklardan muskalardan medet umulmuştur. Halk hekimliği veya folklorik tıp
şeklinde hala canlılığını sürdüren bu tür uygulamalar insan hayatını etkilemeye
devam etmektedir.
İnsanda
acı, ağrı iyilik hali dışındaki her türlü durumunda tıp etkinliği devreye
girer. Aslında tıp alanında hekim veya iyileştirme etkinliğini üstlenen kişi
hastalık ile uğraşırken çeşitli yöntemlerle korumaya, tanı koymaya, tedavi ve
meydana gelebilecek hasarlara engel olmaya çalışır. Bazen hastalıktan kurtulma
herhangi bir tıbbi işlem yapılmadan da gerçekleşebilir. Hasatlık insanlık
tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle hastaya veya hastalığa
birbirinden farklı pek çok biçimde yaklaşılması da doğaldır. İnsanlık tarihi bu
olguya birbirinden çok farklı yaklaşımları içerir. Hippokrates ile başladığı
kabul edilen bilimsel tıp literatüründe yer alan klasik tıp bilgisi ve
uygulamaları etkisini yüzyıllarca sürdürmüştür. Yirminci yüzyılın son
yarısında, patoloji, anestezi, radyoloji gibi alanlarda çalışan bilim
adamlarının katkıları sayesinde genel olarak tıbbi etkinliklerle çok önemli
ilerlemeler kaydedilmiştir. Teknolojinin gelişimi, temel bilimlerdeki tanı ve
tedavideki gelişmeler ve toplum içindeki değişiklikler de tıp etkinliğini
belirlemiştir.
Antik
Çağa ait yazılı tıbbı eserlerde sağlıkla ilgili olarak insan anatomisi,
fizyolojisi, normal ve anormal durumlar, hastalıklar tanımlanmış, tedavi
şekilleri cerrahi ve tıbbi olarak biçimlendirilmiş, kullanılan ilaçlar,
bitkiler ve aletlerden bahsedilmiştir.
Tarih
öncesi dönemde insan ömrüyle ilgili hoşgörülü çeşitli efsaneler olsa da yapılan
çalışmalar sonucunda yaşam süresinin günümüzdekinden çok kısa yaklaşık 30-40
sene olduğu tahmin edilmektedir1. Erkeğin kadından daha uzun yaşamasının nedeni
kadının doğurması, erkeğe nazaran daha az beslenmesine bağlı olduğu
düşünülmektedir.
İnsanların
tedavi yöntemleri hastalık ve sağlık anlayışlarına göre şekillenmiştir.
İlk
zamanlarda insanlar hayvanların yaralarını emmelerinden, bitlerini
ayıklamalarından kusturucu otlar yiyerek kusmalarından etkilenerek taklit
etmişlerdir. Hipopotamın dizini bir saza batırıp kan akmasını sağlayarak dizini
tedavi ettiğinden tıp literatüründe bahsedilmiştir1. Yaralanan kısmın
ovalanması, yanık için buz uygulanması, böcek ısırıkları için emilmesi, kanama
için baskı uygulaması hayvanların hareketlerine benzer tıbbi etkinlik olarak
tanımlayabileceğimiz hareketlerdir. Ancak bu uygulamaların bazıları yararlı
olurken ne yazık ki bazıları insanlara zarar verse de uygulanmıştır. Yararlı
olması için kan alma işlemi bunlardan birisidir.
Bununla
birlikte birçok hastalık, kırık, çıkık herhangi bir tıbbi uygulama yapmadan da
iyileşebilir. Vahşi hayvanların kemik kalıntılarında da benzer şekilde iyileşme
görülmektedir. Vücutla ilgili bilgilerin nasıl olduğuna dair izlenimler mağara
duvarlarındaki çizilen resimlere göre yorumlanmıştır. Eğer doğru yorumlanmışsa
belki de ilk anatomik çizimler olarak kabule dilecek çizimler bulunmaktadır.
Hayatın
zorluklarıyla baş etmeye çalışan tarih öncesi ve ilkel insanlar problemlerin
bir çoğunu çözmeyi başarmıştır. Buldukları çözümlerin kendilerinden sonra
gelenlere aktarılmasında başarılı olmuşlardır. Günümüzde kullanılan bilgiler
onların sayesinde geliştirilmiştir.
•
Tarih öncesi insanlar hastalık konusunda kutsallığa önem
vermişlerdir. Arkeolojik ve paleontolojik çalışmalara göre günümüz çağdaş tıp
anlayışından farklı olarak insanlar
hastalıkların doğal nedenlere bağlı olmadığını, daha çok doğaüstü güçlere veya
metafizik olaylar sonucunda olduğuna inanmışlardır. Günümüzde de bazı
toplumlarda bu tür inanışlar vardır. Öldürücü veya hastalık yapıcı etken kabul
edilen doğaüstü güçlerin insan bedenini ruhuna yöneldiği, etkilediği
düşünülmekte ve bu güçten kötülükten kurtulması için ritüellerden
yararlanılmaktaydı. Bu kötü ruhun
bedenden ayrılması için kurban kesilir, adak adanır kötülüğün kurbana veya
maddeye aktarılmasına çalışılırdı. Felsefede Animizm ya da Canlandırmacılık,
her nesnenin bir ruhi varlık veya ruh tarafından yönetildiğini kabul eden sistem
e denir. Psikolojik olaylarda
olduğu gibi hayatla ilgili olayları da düşünen bir ruhun yönettiğine
inanılmasına denir. Mağara çiziminde bir geyik başı ya da maskesi takmış bir
adam dans eder şekilde gösterilmiştir. Bu adam ilk şaman olabilir. Daha güvenli
sığınaklar daha güvenli yiyecek insanların daha az hastalanmasına neden
olmuştur. Aletlerin kullanılmaya başlamasıyla kadın ve erkekler zanaatkar olmuştur.
Fosiller, Paleopatoloji, fizik antropoloji, paleontoloji, heykeller ve mağara
sanatı trih öncesine ait tıpla ilgili bilgi edinmesine yardım etmesine
karşılık, net bir yorum getiremez sadece varsayım olarak kalır. İlkel halkların
kullandıkları alet ve bilgiler fikir verebilir ancak yine de net değildir,
değişime uğramıştır. Örneğin Aborjinlerde olduğu gibi hasta olması istenilen
insanın üstüne doğru kemik tutulur kemiğe ritüele bağlı kötü sözler söylenir,
toprağa gömüldükten sonra o kişinin hastalanması veya ölmesi beklenir. Yapılan
kişinin haberi olduğunda kendini kötü hisseder. Kemik bulunup çıkarıldığında
hastanın iyileşeceğine inanılır, kemik tutup kötü olması için bu uygulamayı
yapan kişiye ceza verilir. Büyü insanın zorluklarla bahşetmesinde akıl ve
teknik destek yetersiz kaldığında kendini gösterir. Bilinmezlik, belirsizlik
artıkça ilkel insan büyüye başvurmuştur. Hem hasta hem iyileştirici hastalık
gibi birçok olayda doğaüstü neden arayıp bunlara inandığı için sihirin, büyünün
etkisine hazırlanır. Siyatür teorisinde olduğu gibi tedavi edici etken ile
hastalık arasında bir benzerlik bulunmuş, renk biçim, koku, sıcaklık nem gibi
özelliklerden yararlanılarak insanların tedavi olacağı ya da hastalıktan
kurtulacağı düşünülmüştür. Örneğin ceviz beyne benzetilmiş akıl hastalıklarına
iyi geleceği düşünülmüştür. Sarılık olmasın veya geçsin diye sarılık olanlara
sarı bez örtülmesi gibi…..
Bazı
toplumlarda hem iyi hem kötü ruhlar vardı. Eğer ruh hoşnut edilirse olaylar iyi
sonuçlanır, hoşuna gidecek bir şey yapılmazsa kötü sonuçlar ortaya çıkacağına
inanılırdı. Ölülerin yaşayanların bedenlerine gireceği düşünülürdü. İnsan
bedeninin ölü ruh tarafından ele geçirileceğinden korkulurdu. Hasta ve engelli
kişilere toplum içinde farklı gözle bakılır, iyi davranılır dışlanmazdı. Bazı
yerlerde ise kıtlık zamanı kişi sayısını azaltmak için yaşlılar öldürülürdü.
Örneğin Eskimolar yaşlıları buz üstüne terk ederdi. Bazıları kabilenin devamı
için sakatları öldürüp yenirdi. Akıl sağlığı bozuk olanlara bazı toplumlar hoş görüyle
yaklaşırken bazıları ise kötü ruh taşıdığına inanıp onların öldürülmesi
gerektiğini düşünmekteydi. Ampirik tıp, insan ağrıdan acıdan ya da ıstırap
verici nedenlerden kurtulmak için önlemler almaya başlamıştır. Hastalığın
nedeni olarak dış ya da iç nedenler düşünmüşler bunları sınama ve yanılma
yöntemi ile iyileştirmişlerdir. Cerrahi işlem olarak da kafatasında delikler
açmışlardır. Fransa’da Neolitik zamanda kafatasından kemik parçasının
çıkarıldığına dair örnekler mevcuttur. Buna trepanasyon adı verilir.
Kafatasından çıkarılan kemik parçalarının kutsal amaçla kullanılması dinsel
tören olduğunu düşündürmektedir. İlkel toplumlarda büyü şeytan kovma
hastalıklardan korunmak, kurtulmak için yapılmış olabilir. İlkel kavimlerde ve
tarih öncesi dönemde kullanılan trepanasyon eskiden kafa yaralanmalarında
kullanılmış olduğu söylense de bir varsayımdır. Ancak dinsel ve kötü ruhları
uzaklaştırma amacıyla kullanıldığı birden çok defa tekrarlandığı buluntularda
ortaya çıkarılmıştır. Fetişizm de ise insanlar bazı nesneleri kutsal saymış,
büyü amacıyla kullanmıştır. Herhangi bir taş veya nesne bir büyücü veya hekim
tarafından hastalığı kovmak için verilmiş veya o kişiden hastalığı kovacağı
düşünülerek alınmıştır.
Cerrahi
işlemler özellikle açık yaraların ve kırıkların tedavisinde kullanılmaktaydı.
Ancak antibiyotiğin ve dezenfeksiyonun olmadığı bu dönemlerde enfeksiyon yaygın
olarak görülmüş olduğu düşünülmektedir. Kazılarda cerrahi işlemler sırasında
yaraları kapatmak için tendondan iplik, kemikten iğne kullanıldığı bulunmuştur.
Yarar dudaklarını bileştirmek için ağaç kabuklarından yararlanmaktaydılar.
Amputasyonlar (uzuv kesimi) genel olarak mistik amaçlı kullanılmaktaydı. Alçı,
askı kullandıkları tespit edilmiştir.
.

Hekimlik/sağlık
profesyonelliği mesleği sağlık hizmet üretiminin söz konusu olduğu, aynı
hizmeti yürütme yeterliliği ve yetkinliği veya hekim/sağlık profesyoneli
sıfatını taşıyan kişilerin oluşturduğu küçük dünya şeklinde tanımlanabilir.
Ayrıca hekimlik mesleği ve/veya tıpla ilgili uğraşılar bir sanat olarak
değerlendirilebilir.
Tıbbın
kökeninde yer alan tüm tıbbi uygulamalar tarih öncesi ve ilkel tıpta “Hekimlik”
şaman, büyücü, doktor, bilgin filozof veya rahip hekimler tarafından
yapılmaktaydı. Hepsinin görevi iyileştirici olmaktı. Hepsinin ortak özelliği
sosyal ve politik konumunun iyi olması, atadan oğla geçen bilgileri
biliyorlardı. Hekimler zamanın kuramsal bilgilerine sahip, belli bir el
becerisi olan kişiler olup yaşadıkları topluma göre kazanç karşılığı
yapmaktaydılar. Bir hekim gözlem yeteneğine sahip olmalı, kendinden önceki
yaşamış hekimlerin deneyimlerden yararlanmakta, şefkatli olması gerekmekteydi.
Halen bu özelliklere sahip hekimlerin olması gerekmektedir. Ancak hekimin
uyması gereken kurallar günümüzde daha fazla olduğu için hekimin tıbbi bilgi ve
becerisinin çağın koşullarından geri kalmaması gerekir. Kadın hastalıkları ve
doğumla ilgili durumlarda genelde kadınlardan yararlanılmaktaydı. Kocakarı,
ebe, otacı, cadı adı verilen bu kadın iyileştiriciler tarihe geçecek kadar üne
sahip olamamışlardır. Tıp tarihinde çok az kadın hekimden, iyileştiriciden
bahsedilmektedir.
Toplumun
devamı için askerlik önemli olduğu için hekimler genelde askerlikle ilgili
konularda ilerlemiştir. Ayrıca geçmiş dönemde bilgi yazı ve kağıtla yayılmadığı
için gezgin muavin olan kişiler daha çok bilgiye sahip olabilmekte ve
iyileştiricilik görevini yapabilmekteydi.
Hekimlerin/şifacıların
uygulamalarında emme, kan akıtma, tütsüleme, buhar banyoları sembolik
davranışlarla yapılabildiği gibi atadan oğla aktarılan bilgilerin ampirik
mantığa dayalı bir şekilde kullanıldığı dikkati çekmektedir. Hekimler şifalı
bitkilerin özelliklerini çok iyi bilirken, belli bir beklentiye göre
kullandıkları açıktır. Ateş dürücüler, ağrı kesici otlar, yatıştırıcı, uyarıcı
ilaçlar kullanmaktaydılar.

Tarih
öncesi dönemden günümüze sağlık hizmetlerinin evrimi hem toplumsal hem tıbba
özgü iki boyutlu olmuştur
Tıbba
dayalı toplumsal güç ilk olarak karşımıza anarşik yapı şeklinde
çıkmaktadır. Herkesin birbirine ya da
birilerinin herkese sağlık yardımında bulunması sağlık hizmetinde belli bir
kişinin düzen olmaması ilkel ve tarih öncesi toplumlarda görülen yapıdır.
İlerleyen dönemde özellikle Hipokrattan sonra hekimlik mesleğine ait belli
kuralların belirlenmesi, özellikle hekimi merkeze alan egemen bir yapı ortaya
çıkmıştır. Hekim veya sağlık çalışanı olarak (cerrah, kehhal, kocakarı, filozof
…) birilerinin, herkese sağlık hizmeti sunmayı iş edinmesi ve bu işi kendileri
dışındakilere bırakmaması olarak görülmektedir.
Bilgi ve
teknolojinin artması sektör egemen yapıyı oluşturmuştur. Toplum içinde herkese
sağlık hizmeti sunmayı iş edinen birilerine uzaktan-yakından, doğrudan-dolaylı
destek veren birçoklarının ortaya çıkması uzmanlaşmaya neden olmuştur. Uzmanlık
alanlarının birlikteliği tıp alanında sektör egemen yapıyı şekillendirmiştir.
Ancak tüm yapılarda hekim yine merkezi konumdadır. Uzmanlaşma tıbbın değişik kollarında farklı
eğitim alanlarının açılmasına neden olmuştur. Eğitim alanları tıp sektörünün
talebine göre belirlenmiş, şekillenmiş çok yakın geçmişte farklı isimlerde
sağlık profesyonellikleri ortaya çıkmıştır. Halen teknolojinin hızına koşut bir
şekilde profesyonellik alanları artmaktadır. Eğitim şekilleri usta çırak
ilişkisi yerine tamamen örgün eğitime dayalı profesyonellik alanları
bulunmaktadır. Sağlık Yüksekokulu kapsamında ebelik, hemşirelik bölümleri
bulunurken, Sağlık Hizmetleri meslek yüksek okulu kapsamında farklı bölümler
bulunmaktadır.
Deontoloji nedir? Tıp Etiğinin dünyadaki ve
ülkemizdeki tarihi
Yard Doç Dr ***en iyi yaşam koçum ***
Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik AD
İnsan var olduğundan beri tıp bir uğraş alanı
olarak vardır. Tarih boyunca insan sağlığının korunması ve hastalıkların tedavi
edilmesi için tıbbi uygulamalar yapan kişiler toplum tarafından takdir
edilmişlerdir. Hastayla tıbbi uygulamayı yapan kişiler arasındaki ilişkide
uyulması gereken kurallar MÖ 5000 yıllarına kadar uzanır. Hastalara yapılan tıbbi uygulamalarla ilgili
ilk kurallar Hammurabi yasalarında yer almaktadır. Sosyal ve hukuki
kurallardır. Genel olarak hekimlere
yönelik olan bu kurallar deontoloji nizamnameleri olarak adlandırılmaktadır.
Tıbbi uygulamaların merkezinde hekim yer almaktadır. Tıbbi uygulamaların toplum
boyutu ve gücü tarih boyunca çeşitli aşamalardan geçmiş adeta evrimleşmiştir.
TIBBIN TOPLUMSAL BOYUTUNUN (*) ve TIBBA DAYALI
TOPLUMSAL GÜCÜN (#) BİRLİKTE EVRİMİ olarak değerlendirilebilir.
Tıbbın toplumsal boyutunun evrimi
•
Hasta canlının / insanın kendi derdine çare
araması: Eski çağlarda insan başka bir kişiye tıbbi yardımda bulunacak bilgiye
sahip değildir. Ayrıca dil gelişmemiş insanlar arasındaki ilişki yok denecek
kadar az olduğu zamanlardır.
•
* hasta insanın yakın çevresinin onun derdine çare
araması: İnsanlar arasında ilişki başlamış, dil gelişmiş, yakın çevresine doğum
gibi veya av yaralanması gibi durumlarda yardım etmeye başlamışlardır. Bu
dönemde tıbbi uygulama yapacak kişiler bulunmamaktadır.
•
* belirli bir kimsenin, başka bir takım özel
işlerin yanında yakın çevresindeki hastaların dertlerine çare de araması: Tıbbi
uygulamaları yapacak doğa üstü yeteneklerinin olduğuna inanılan kişilerden
tıbbi yardım alınmaktadır. Özel statüleri bulunmaktadır
•
* belirli kimselerin, hastaların dertlerine çare
bulmayı ve çarelerin-dertlerin-bedenin doğasını bilmeyi üstlenmesi...17,18 yy:
Belli standart eğitimden geçen hekimler görevlendirilmiş, hastalık sağlık
kavramları gelişmiştir. Hekimlerin uyması gereken kurallar daha detaylı
yazılmaya başlanmıştır.
•
* o belirli kimselerin güçbirliği / işbirliği yapıp
hastalar-dertler-çareler üzerinde yetke ve tekel oluşturması; hasta insanın
kendi derdine doğrudan çare arayamaması...19yy: Hekim odakli yapıdan sisteme
gelişen bir yapı ortaya çıkmış, uzmanlaşma insanı bir bütün olarak değil
uzmanlık alanına göre tedavi etmeye başlamış. Uzmanlaşma sadece hekimler için
değil sistem içinde yer alan sağlık sektörü adı verilen tüm alanları içine
almıştır.
Tıbbın
toplumsal gücünün gelişimi
•
# Herkesin birbirine ya da birilerinin herkese
sağlık yardımında bulunması... (ANARŞİK) : görevlendirilmiş standart eğitim
alan kimselerin bulunmadığı dönem
•
# birilerinin, herkese sağlık hizmeti sunmayı iş
edinmesi ve bu işi kendileri dışındakilere bırakmaması... (HEKİM EGEMEN YAPI) : Hekimlerin, ebelerin büyücülerin, rahiplerin
tıbbi uygulamaları iş edindiği dönem
•
# herkese sağlık hizmeti sunmayı iş edinen
birilerine uzaktan-yakından, doğrudan-dolaylı destek veren birçoklarının ortaya
çıkması... (sistem SEKTÖR GELİŞİMİ): 19. yy’dan sonra bir sistem hale gelmesi
bir çok farklı uzmanlaşma alanını için de yer alması eczacı, ilaç yapımcısı,
hastane, hekim hemşire, ebe, yaşlı bakım uzmanı, ATT, tıbbi sekreter, radyoloji
teknikeri vb………
Yirminci yüzyıldan sonra “Tıp etiği varlığını”
tıbbın evrimi içinde ayrı bir disiplin olarak hissettirmiştir.
En eski yazılı eserlerden birisi olan Hammurabi
yasasında hekimlik bir meslek olarak kabul edilmiş, hastaları koruyan kurallar
belirlenmiş, tıbbi hizmet ile ilgili maddelere yer verilmiştir. Tıp
deontolojisi ve tıp hukuku açısından önemli bir belgedir. Ayrıca Eski Mısırdan
günümüze kalan papirüsler Edwin Smith, Kahun, Ebers içinde tıpla ilgili
uygulamalar yer almaktadır. Ancak tıbbi uygulamaların yer aldığı bu
papirüslerde tıp etiğiyle ilgili kurallar yer almamıştır.
Bunun yanında Eski Hint tıbbı içinde ise tıp
uygulamalarına yönelik tıp deontolojisi ve tıp etiğiyle ilgili bölümler vardır.
Kültürel özelliklerinden dolayı metafiziğe yer vermeleri tıp etiğine yönelik
bilgi birikimine de neden olmuştur. Eski Yunan ‘daki filozoflar da aynı şekilde
etik kurallara göndermeler yapmışlardır. Hipokrat bu konuda bir dönüm
noktasıdır. Tıp zihniyetinin değişimi
Hipokrat ile gerçekleşmiştir. Hastanın sırrının saklanması, zarar verecek
tüm uygulamalardan kaçınma kendisine mesleği öğretenlere saygı duyma ilk defa Hipokrat
tarafından söylenmiştir. Daha sonra hem İslam hem Batı tıbbında Hipokratın
öğretileri tekrarlanmış. Bu öğreti günümüzde yer alan birçok deontolojik
kuralın temelini oluşturmuştur. Hipokrat
andı tıp uygulamalarına yönelik bir etik düzenlemedir.
İslam tıbbı MS 7. yy’da Ortadoğu, Afrika ve
İspanya’ya kadar geniş bir alanda etkisini sürdürmüştür. İslam tıbbıyla
birlikte Tıbbi Nebevi tıp uygulamaları sırasında sağlıkçılara yol göstermiştir.
Tıbbi nebevi Peygamber tıbbı olarak adlandırılmaktadır. Hz Peygamberin
söylediği sözler ve nasihatlerin tıp ve sağlıkla ilgili olanların derlenmesiyle
oluşmuştur. Yapılan çalışmalarda tıbbi Nebevi içinde tıp etiği ilkeleri yer
almaktadır. Tıp ahlakı İslam tıp alimleri tarafından Eski Yunan tıbbıyla
birleştirilerek geliştirilmiştir. Hekimin hastaları arasında ayrımcılık
yapmaması gerektiğini belirtmişlerdir. İbni Sinaya göre hekim bilgili dürüst
çalışkan temiz dikkatli ve keskin görüşlüdür.
“Edeb üt tabip” Hekimin ahlakı adlı eseri yazan İshak bin ali er Ruhavi tıp etiği
alanındaki özgün eseri yazarak diğer tıp uygulayıcılarına referans olmuştur.
Osmanlı döneminde tıbi eserlerde vasiyet başlığı altında hekim gereken uyması kurallar ve öğütler verilmektedir.
Batıda bilimsel anlamda hekimlik 17. 18. yy’dan sonra başlamıştır. Kilise
baskısının sona ermesi, rahiplerin tıbbi uygulamalardan uzaklaştırılması ile
hekim egemen anlayış gelişmiştir. İbni Sina ve Hipokrat etkisi hüküm
sürmekteydi. Hekimler toplumun saygı duyulan mesleğini icra etmekteydi. Ancak
hekimlik imajında hızlı değişim ve beraberinde tıp etiğinin ayrıca ele
alınmasını gerektirmiştir. 1791 yılında Dr Thomas Percival hastanelerde ve
diğer sağlık kurumlarında çalışan hekimlerin uyması gereken kurallar tanımladı.
Percival orijinal makalesinde tıp hukuku olan başlığını “Tıp etiği” olarak
değiştirir. Deontoloji kanunlarına örnek olur. Çağdaş tıp etiği anlayışı hem
Avrupa hem Avrupa’da gelişmeye başlamıştır. Tıp uygulamalarının gelişimine
paralel tıp etiği kurallarında değişiklikler yapılması gerektiğinden
bahsetmişlerdir. Hekimlerin nasıl iyi davranması gerektiği, uygulamalarda
uyulması gereken kurallardan sadece hekimler bahsetmekteydi.
Ancak 2. Dünya savaşından sonra tıp uygulamaları ve
tıp etiğine bakış farklılaşmıştır. Tıbbı konu edinen tüm uğraşıların tıp
etiğine uyması gerektiğinden bahsedilmiştir. Tıp dışındaki alanlardan tıp
etiğine ilgi başlamıştır. Antibiyotiklerin, antihipertansiflerin veya kansere
yönelik ilaçların gelişimi, başarılı kalp ameliyatlarının yapılması, yaşam
destek makineleri, diyaliz, kalp pilleri, vantilatörler gibi insan ömrünü
uzatan tıbbi uygulamaların gelişimi önemlidir.
Bilimsel araştırmaların artması, insanların deney
malzemesi gibi kullanılma olasılığına yol açtı.
Tıp
etiği ile ilgili önemli olaylar
·
Nuremberg mahkemesi 1945 yılında Nazilerin
Yahudiler üzerinde uyguladıkları insanlık dışı tıbbi uygulamaları konu edinen
mahkeme
·
DNA keşfi
·
Böbrek nakli
·
Oral kontraseptifler: Cinselliğin üreme dışında
kabulüne neden oldu
·
Kronik hemodiyaliz tedavisi
·
Kalp nakli,
·
Beyin ölümü tanımı kadavradan organ naklime izin
·
Kürtajın yasallaşması
·
Bitkisel hayattaki hastaların monitürnün
kapatılması
·
Yardımcı üreme teknikleri
Her biri ayrı bir etik tartışmayı beraberinde
getirmektedir. Tıp uygulamaları geleneksel kuralların ötesinde ayrı kuralları
kapsayacak şekilde takibe alınmalıdır fikri oluştu. 1960’larda ilk olarak Dan
Calahan kürtaj ile ilgili bir etik tartışma kitabı hazırladı. Bunun üzerinde
çalışırken farklı disiplinlerin tıp etiği uygulamalarını tartışması için bir
merkez oluşturulması gerektiğini ileri sürdü. “İnsani değerleri ve Bilimleri
çalışma merkezi” kuruldu (1969). Toplum, etik ve tabii bilimler enstitüsü
olarak adını değiştirdiler. Robert M Veatch enstitüyü geliştirdi ve adı
Hastings Center oldu. Bu merkez bir dergiyi yayımlamaya başladı Hastings Center
Reports. Halen devam etmektedir. Kenedy Etik Enstitüsü “insan üremesi
çalışmaları ve biyoetik merkezi” lisans
üstü eğitim vermektedir. Biyoetik Literatürü danışma merkezi olarak adı
değişmiştir.
Tom J Beauchamp ve Kenedy Enstitütüsünden James F
Childress Biyomedikal etiğin prensiplerini yazdılar. Biyoetiğe dört prensipli
yaklaşım çağdaş ülkeler tarafından takip edilmektedir.
18 yy’da Percival’in tarif ettiği Tıp etiğinden farklı
bir konuma gelen biyoetik bir çok aşamadan geçmiştir. Alanı genişlemiş tıp
etiğinden biyoetiğe doğru felsefeciler, teologlar, hukuçular, sosyologler ve
hekimlerin ortak çalışmaları hepsinin farklı alanlardaki birikimlerinin
harmanlamasını sağladı.
Sonuç olarak hasta ile sağlık personelinin
ilişkisinde uyulması gereken kurallar, profesyonelin hastaların haklarına saygı
göstermesi, kendilerini yetiştirmesi, mesleğin disiplini kabul etmesi
meslektaşlarına destek olmaları iyi vatandaş olmaları sır saklamaları şeklinde
sıralanmaktadır.
Deontoloji, Tıp etiği ve tarihi alanı tıbbın öteki
tıp disiplinlerine göre kendine özgü konu alanları ve kapsamı bulunan
disiplinler arası çalışmayı gerektiren bir alandır. Klinikte sağlık
profesyoneli-hasta ilişkisinde ortaya çıkan etik sorunlara nasıl yaklaşılması
ve çözüm önerilerinin nasıl geliştirilmesi gerektiği eğitimin programının esaslarındandır.Etik,
bireyin davranışlarına, temel olan ahlak ilkelerinin tümüdür. Basit bir
ifadeyle “ahlak kuramı “ ya da “teorik ahlak” denilebilir (Babadağ, 1991). Bir
bilim alanı olan etik, genelde doğru ve yanlışları açıklayan, belirleyen
ilkelere ait felsefi bilim veya ahlak felsefesi olarak tanımlanır. Daha öz bir
deyişle etik, doğru ya da yanlış davranışlar bilimidir (Algıer ve Erkal, 2002).
Sağlık hizmetleri, insan yaşamı ve sağlığı ile doğrudan ilgilidir. Aynı zamanda
insanın sağlık sorunları yaşadığı dönemi en zayıf ve mutsuz olduğu anlarıdır.
Sağlık hizmeti sunanların doğru davranışları, moral olarak iyileşme sürecinin
kısalmasına katkıda bulunacaktır. İş başında etik davranış ise, sağlık
sektöründe çalışanların iş tatminleri ve eğitimin etkisi altında olduğu
bilinmektedir.
MESLEK NEDİR? MESLEĞİ MESLEK YAPAN
KRİTERLER
“Gideceği Limanı Bilmeyene
Hiçbir Rüzgardan Hayır Gelmez.”
Montaigne
Toplum
içinde sağlıkla ilgili bir meslekle uğraşmak, farklı bir zihniyet ile mümkün
olur. Sağlık alanına özgü mesleki beceri ve yeterliliği içinde yaşanılan
toplumun kurallarına ve koşullarına uygun biçimde yaşama geçirmek gerekir. Sağlık profesyonelinin içinde yaşadığı
toplumun yapısının ve kültürel özelliklerinin; aldığı mesleki eğitimin
özelliklerinin; mesleğinin hukuksal yapısının kendiyle ilgili tüm
niteliklerinin farkında olması mesleğini sunuşunu etkiler. İnsanların toplum
içindeki yaşantıları ve mesleki uygularkenki ilişkileri belirli kurallara bağlanmıştır. Meslek hayatındaki tüm ilişkilerde mezuniyet öncesi aday
döneminde ve sonrasında belli etik değerlerin oluşturulmuş
olması
gereklidir.
Sağlık
profesyonelinin kişisel özellikleri yanı sıra meslekle ilgili eğitimden önce
yaşadığı çevre, aldığı temel eğitim aile yapısı mesleki eğitimden yararlanabilme
becerisini etkiler. Tıp tarihi ve etik
dersinin amacı meslek eğitimine başvuran sağlık profesyoneli adayının meslek
sahibi olduktan sonra mesleği yetki ve
yeterlilik içinde devam ettirirken iyi bir sağlık profesyoneli olarak
yetiştirmektir..
Her insanın doğuştan sahip olduğu ve yaşamı sırasında
edindiği pek çok kimliği vardır. Doğuştan sahip olduğu kimliklere örnekler
yaşadığı aile içindeki evlat kimliği, toplum içindeki kadın veya erkek olarak
yer almasını sağlayan cinsel kimliği, yaşadığı ülkenin sınırlarına bağlı
olarak gelişen ulusal kimliğidir. Yaşamı
sırasında yaşadığı toplumun sahip olduğu olanaklara göre şekillenen kimlikleri
ise bir okulun öğrencisi olma kimliği (devlet okulu, Anadolu lisesi, meslek
lisesi gibi), bir takımın/grubun taraftarı olma kimliği (GS, FB, MİY, kanarya
sevenler derneği gibi) , meslek kimliği (doktor, hemşire, ebe, sağlık memuru,
radyoloji teknikeri, laborant vb gibi.),
eş kimliği (….’nın karısı,…..’nın
kocası gibi) , ebeveyn kimliği (anne, baba, anneanne, babaanne, dede
gibi) ... sıralanabilir.
Toplum içinde yaşayan insanın kendini ifade edişi bu
kimliklerin birlikteliğiyle ortaya çıkar.
Günümüzdeki insanın en önemli özelliklerinden biri, meslek
kimliğini ön plana almasıdır. İnsanlar sahip oldukları kişilik özelliklerini
toplum içinde yer aldıkları konumu mesleklerine dayandırmayı tercih eder.
Günümüzde mesleklere özel bir alt kültür oluşturulması, sahip olunan mesleğe
göre hareket edilmesi hem toplum tarafından hem meslektaşlar tarafından
beklenen durumdur. Sağlık profesyonelinin
fedakâr olması, güler yüzlü olması vb. gibi. Toplum içinde gerçekleştirilen
mesleğe göre statü, başarı, kazanç, saygınlık değişir.
Diğer mesleklerde olduğu gibi sağlık mesleklerinin
yürütücüsü olma yetkisini ve yeterliliğini kazanmanın yolu eğitimdir. Sağlık
Mesleği eğitimi, kimi alanlarda lise öğretim düzeyinde kimilerinde ise yüksek
öğretim düzeyinde verilmektedir. Meslek eğitimi sırasında yeterlilik diğer
mesleklerde olduğu gibi olmanın yanı sıra tıbbi uygulamaları da kapsar. Sağlık profesyoneli
için mezuniyet öncesi eğitimle birlikte mezun olduktan sonra meslek yaşamı
boyunca süren eğitim olması zorunluluktur.
Sağlık profesyoneli için Gereken eğitimin müfredatının
daha geniş olması, diğer meslekler arasında farklı bir konum sağlamaktadır.
Sağlık mesleğini kazandıran eğitimin kendisine özgü olması
mesleğin doğasına uygundur.
Meslek kavramı, belli bir ya da bir grup işi, belli bir
donanıma sahip olarak, yetkin ve yetkili biçimde yürütebilmeyi ifade eder.
Mesleğin yürütmeyi üstlendiği iş ya da işleri toplumun gereksinimleri belirler.
Meslek eğitiminin işlevi ise, söz konusu donanımı sağlamak, yetkinliği
kazandırmak ve yetkiyi vermektir.
Meslek eğitimi, genç insanların işlenip standart bir
modele uygun olarak biçimlendirildiği bir süreçtir. Çağdaş dünyada, işlenme ve
biçimlendirilme konusu olan kişinin sürece bilinçli-gönüllü-etkin olarak
katılması öngörülmektedir. İşleme ve biçimlendirme, öncelikle, sistemli olarak
temel bilgi, yöntem bilgisi ve uygulama bilgisi aktarılarak gerçekleştirilmektedir.
Bilgi aktarımı meslek eğitiminin en önemli aracı olmakla
birlikte tek aracı değildir. Diğer eğitim yolları Sağlık mesleğine yönelik
eğitilen kişilerin eğiticileriyle birlikte çalışması, deneyim paylaşması
(usta-çırak modeli eğitimin temel aracıdır) ve kimi konularda deneme-yanılma
ile kendi kendilerini eğitmesidir. Sağlık mesleği öğretilirken tıbbi
uygulamalarla ilgili deneyimler ilk yıllardan sonraki eğitim müfredatına
yerleştirilmiştir.
Eğitim süreci sırasında ve mezuniyet sonrasında aynı mesleğe
sahip insanlar, ortak kuralları benimsemekte, aynı referanslara değer verirken,
ortak bir tıp zihniyeti geliştirirler.
Sağlık profesyonelinin düşünce ve hissetme tarzları
birbirine benzer hale gelmesi aldıkları eğitimin ortaklığıyla birlikte,
yaşadıkları meslek çevrelerinin ve yaşam biçimlerinin benzerliğinden
kaynaklanmaktadır.
Aynı alanda hizmet veren sağlık profesyoneli
meslektaşların birbirlerine yakınlık duyması, kaygılar ve sorunların çözümleri
konusunda dayanışma içinde olması beklenir.
Günümüzde uzmanlaşmanın artması nedeniyle sağlıkla ilgili alanların
çeşitliği artmıştır eğer aynı alana özgü meslektaşlar arasında bir
birliktelikten söz edilemiyorsa o alanda bir alt kültür oluşumundan söz etmek
mümkün olmayacaktır. Örneğin tıbbi sekreterlik bölümü çalışanları, yaşlı bakımı
çalışanlarının aynı kaygıyı taşırken çözüm konusunda bireysel olmaları
beklenemez.
Alt kültür oluşturan meslek grubu belli bir yerde topluma
özgü ise yerel bir alt kültürden, dünyaya yayılmış bulunması halinde ise
evrensel bir alt kültürden söz edilir. Tüm sağlık profesyonellerinin kendi
alanlarına özgü çalışanlarla ilişki ve iletişim halinde olması gerekir.
Ebelik/hekimlik
"meslek" deyince akla gelen ilk örnekler arasında yer alan
eski-saygın-zorlu bir mesleklerdir. Sağlık personeli adayı olarak mezun
olduktan sonra geri kalan yaşamınızda mesleğe ait sıfatı taşıyacaksınız.
“Sağlık Mesleğinin seçilme nedeni” sağlık profesyoneli olarak çalışmanın
zorluğundan dolayı önemlidir. Kişinin kendisine ve hizmeti sunduğu başkalarına
karşı sorumluluğunun kaçınılmaz gereği nedeni saptamaktır. Sağlık personeli olarak yaşamanın kendilerine
özgü zorlukları vardır. Bu alanın çalışanları başka alanlardakilerden
beklenenin çok ötesinde feragat, fedakarlık gösterme ve başkalarını kendilerinden
fazla düşünme beklentisine; çalışmalarını daima üst düzeyde özen göstererek
sürdürme baskısına maruz kalırlar.
Birbirleriyle ilişkileri bağlamında bir yandan katı bir
kast yapılanması, diğer yandan işbirliği-işbölümü ile rekabet arasında bıçak
sırtında bir denge söz konusudur.
Tüm bunlara rağmen mesleği sürdürebilmede, bu yönde istek
ve irade gücüne sahip olmanın yanı sıra kendisine özgü bir davranış bağımlılığı
yaratma özelliği de devreye girmektedir.
Bellek gücü, özellikle ayrıntıları akılda tutma yeteneği,
sağlık personeli öğrenciliği başarısında çok önemli bir unsurdur. Genel
kültürün bu başarıya doğrudan katkısı oldukça sınırlıdır. Derslerde
gösterilecek başarıya odaklanmış bir yaklaşım, bu sınırlılıktan dolayı söz
konusu niteliklere ilgi göstermemeyi getirebilir.
Böyle bir ilgisizlik ise orta ve uzun vadede kendisini
geliştirememiş, kişiliği meslek kimliğinin gölgesinde kalmış kişiliğe neden
olabilir.
Kutsal veya onurlu nitelemesiyle tanımlanmış olan sağlık
profesyoneli kimliği, baskın karakteriyle sahibinin diğer kimliklerini, hatta
kişiliğini ikinci plana itmesine neden olur. .
Sağlık profesyonelliğinin her alanın bazı sorunlu yönleri
vardır ve bu sorunlar karşısında sağlıklı yaklaşım yok saymak değil, yüksek
sesle açık açık dile getirmektir.
Bir mesleğe ilk adımını atanları, yaşamaları olası
sorunlar konusunda bilgilendirerek "yol yakınken dönme" ya da
"riskleri-kayıpları göze alarak ilerleme" seçeneklerini sunmak ise
meslek eğitimi verenlerin öncelikli bir görevidir. Ayrıca belli bir olgunluğa ve sınıf
seviyesine ulaşmış meslek adayını uyarmak ise önlemlerin alınması açısından
önemlidir.
Toplumda bir görevi, bir mesleği düzenli ve en az hata ile
sürdüren kişiye profesyonel denilir. Bir etkinliği çok yetkin biçimde uygulamak
ya da herhangi bir işlemi en mükemmel biçimde yapmak profesyonellere özgündür.
Eğitimi ve deneyimiyle işini gerçekleştirerek karşılığında da hak ettiği maddî
kazancı sağlayabilen meslek sahipleri
profesyoneldir.
Bir işin profesyoneli olmak, onu “en ince ayrıntılarına
kadar kavrayıp anlamayı” ve “uygulayabilme” yi gerektirir.
Profesyonelliğin en önemli ölçütleri;
1. İşinin gereklerini en mükemmel haliyle
gerçekleştirebilmektir.
2. Yaptığı işten coşku ve heyecan duyar.
3. Mesleğini destekler.
4. Mesleğinin ahlak kurallarına uyar.
5. Mesleğinin gerektirdiği fazladan işleri de yapar.
PROFESYONELLEŞME: Yapılan bir işin
meslek haline dönüşmesidir.
İŞ: "Mekanik olmayan ve belli düzeyde eğitim gerektiren uğraş.“
veya "Bir sonuç elde etmek,
herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik“ veya "Bir değer yaratan emek" olarak tarif edilebilir.
Sağlık Mesleklerinin özellikleri
Sağlık profesyoneli için öğrenim işe yönelik üniversite
veya lise düzeyinde,
meslek eğitimi süresi uzun olan veya kısa olan alanlar mevcut(
Sağlık Hizmetleri Meslek yüksek okulu (2yıl), Hemşirelik ve ebelik eğitimi (4
yıl), Tıp Fakültesi (6 yıl) gibi,
her bir alanın
kendisine özgü çalışma koşulları olan bağımlı ve bağımsız yanları bulunan iş
alanları mevcuttur,
Bir işin meslek
sayılabilmesi için kriterleri
1-Bilgi yükü
2-Sosyal değerlerle bağlantı
3-Eğitim
4-Topluma hizmet sunma
5-Bağımsızlık
6-Mesleğe bağlılık
7-Sosyallik
8-Meslek ahlakı
Bir mesleğin uygulamalarına ışık tutan, onlara temel
oluşturan, kendine özgü bilgi birikimi olmalıdır. Sağlık personeli alanına özgü
bilgi birikiminin gelişmesiyle diğer
sağlık disiplinleri içinde varlığını sürdürebilir. Tıbbi sekreterlik
bölümünün kendi mesleğine özgü bilgi birikimi sayesinde yaşlı bakım uzmanlığı
bölümünden farkını ortaya koyar.
Sağlıkla ilgili disiplinlerin kendisine özgü bir disiplin
olmasını sağlayan üç önemli faktör vardır.
- Mesleğin
tanımlanabilir bir felsefesinin/ amacının olması,
- Mesleğin
kavramsal bir çatıya sahip olması
- Mesleki
bilginin gelişimine olanak sağlayan kabul edilebilir metodolojik
yaklaşımlarının bulunmasıdır.
Sağlık profesyoneli mesleğin
profesyonel değerlerini, uygulamalarını, araştırma, eğitim ve yönetimini açıkça
ortaya koyan bilimselleşme sürecini takip ederek gelişimini sağlamak
zorundadır.
Sağlık profesyoneli mesleki gelişimini destekleyen bilgi
birikimine ulaşmak için çaba harcar.
Sağlık profesyoneli olarak mesleği uygulayanlar çalışma
alanlarında kendi uygulamalarını oluşturan fonksiyonlar üzerinde kontrol
kurabilmeleri gerekir.
Sağlık profesyonelinin Bağımsızlığı nasıl gerçekleşir
1.Bağımlı Fonksiyonları
Hekim istemini
uygulamaya yönelik olan fonksiyonlardır.
2.Bağımsız Fonksiyonlar
Sağlık personelinin bilgi ve deneyimiyle çözümleyeceği
sorunlara yönelik olan fonksiyonlarıdır.
3.Yarı Bağımlı Fonksiyonları
Hekimin
planladığı tedaviyi uygularken, tanı işlemlerine yardımcı olurken, olası
sorunların gelişip gelişmediğini bilgi ve deneyimleri doğrultusunda izleme ve
gerekli önlemleri almaktır.
Örneğin; hekim
isteminde yazılı digitali doğrudan hastaya verme yerine, ilaç vermeden önce
digital toksikasyonuna ilişkin belirtilerin araştırılması,herhangi bir belirti
varsa ilacın verilmeyip hekime haber verilmesi gibi.
Sağlık profesyonelinin sosyalliği Sağlık Mesleklerinin Üyeleri İle
Birlikte Çalışma=Ekip Şuuru olması; gerçek işbirliği ve ekip çalışması
potansiyel bir eşitlik ister. Aynı mesleğe sahip sağlık profesyonelleri için
aynı iş yerinde işe eşit katılım, eşit
liderlik ve eşit değer ve değerliliği kapsar.
Toplumun Sağlık profesyoneline bakışı: meslek ahlakı Toplum mesleklere belli görevleri
yerine getirmede otonomi tanır. Bu toplumsal ödül sayesindedir ki, meslekler,
neyi yapacaklarına, nasıl yapacaklarına ve kimin yapacağına kendileri karar
verirler. Kısaca kendi işlevlerini, standartlarını ve niteliklerini tanımlama
özgürlüğüne sahiptirler.
Sağlık profesyoneli adayı mezuniyet öncesi dönemde içinde
yaşadığı toplumun koşullarını göz ardı etmeden, aldığı eğitimin özelliklerinin
bilincinde, kendi niteliklerine uygun bir şekilde yetki ve yeterliliğe sahip
hale gelecektir.
ÇALIŞANIN GÖREVLERİ, SORUMLULUĞU
(TIBBİ SORUMLULUK)
Tıp mesleği uygulamasında sağlık çalışanı hastasıyla olan
ilişkisinin hukuki yönünü, sorumluluklarını, hastasına karşı borçlarını,
yetkilerini ve görev sınırlarını çok iyi bilmelidir. Hasta sağlık hizmeti almak
için ne şekilde ve ne yolla gelmiş olursa olsun, sağlık
çalışanı ile ilişkisi ‘hasta-sağlık çalışanı ilişkisi’ çerçevesinde olmak
zorundadır.
Sağlık çalışanı, sağlık ve tıp hizmetlerini yürütmesi
sırasında hastalarına verebilecekleri mi
kişisel ve/veya malvarlıksal zararlar nedeniyle bir tıbbî sorumluluk
altına girebilirler.
Sağlık çalışanının mesleğine özgü hizmetlerin sorumluluk
alanına yansıyan değişik görünüm biçimleri karşımıza çıkabilir. Bir tıbbî
sorumluluğun ortaya çıkmasına neden hukuksal sorumluluğu dışında; cezaî ve
idarî sorumlulukları ile tıbbî etik bakımından söz konusu olan meslekî ahlâk ve
disiplin sorumlulukları gündeme gelir. Sağlık çalışanının tıbbi
sorumluluklarından bahsetmeden önce sorumluluk, yetki, kusur, zarar gibi
kavramları açıklanması gereklidir.
Sorumluluk: Kişinin yetki alanına giren
davranışlarının ve kişinin yetki alanına giren bir işin sonuçlarını üstlenmesi,
mesuliyet anlamına gelmektedir. Herhangi bri görev yahut yükümlülük yerine
getirilmezse buna uymayan kimsye hesabının sorulacağını belirtir. Deontoloji:
Uyulması gereken ölçütlerin tümünü içerir ve tartışılmaz.
Yetki: Kişinin bir işlemi yasaların belirlediği
şartlara göre yürütmesini sağlayan hak, salahiyet anlamına gelmektedir.
Kusur: Bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi
yapmama hali, özür anlamına gelmektedir.
Zarar: Bir olayın yol açtığı kötü sonuç, ziyan anlamına
gelmektedir.
Yaşanılan yerde yetki var ise bu yetkiyi kullanacak kişi
eylemlerini, davranışlarını ve işini yasaların belirlediği şartlar ve sınırlar
içinde yerine getirmek zorundadır. Yetkiyi kullanan kişi gerekli olan
sorumluluğunu yerine getirmediğinde kusurlu sayılır ve kusuru sonucunda
oluşacak zarar yaptırımlar ile karşılaşmasına neden olur. Yaptırım yerine kullanılan
müeyyide kelimesinin anlamıkişilerin karşı karşıya kalacağı hukuki
yaptırımlardır.
Görev: Kişinin gönüllü olarak üstlendiği ya da başkaları
tarafından ona verilen işlevlerdir. Görev bitebilir, devredilebilir,
reddedilebilir.
Ödev: Yerine getirilmesi vicdani yükümlülük olan görevdir.
Zorunluluk içerir. Kişiseldir. Görev ise kişisel değildir. Kişilerin işleriyle
ilgili görevleri vardır. Görevde işlevin sağlayacağı yarar ön plandadır.
Zorunluluk: Maddi yada manevi zorlayıcı koşullardır.
Sağlık çalışanının mesleğini icra ederken, kendine,
hastasına, meslektaşına, ekip arkadaşlarına ve topluma karşı görevi vardır.
Sağlık çalışanı hastasına karşı görevini yerine getirirken
- İyi
huylu
- Güleryüzlü
- Giyimi
düzgün
- Temiz
- Psikolojik
yetenek
- Yetkin
- Yeterliliğe
sahip olmalıdır
Yeterlilik; çalıştığı anlanla
ilgili olarak hem mesleki teknik bilgi ve beceriye sahip olmalı hukuksal ve
etik donanımı bulunması anlamında kullanılmaktadır.
Yetkin; görevini yerine getirirken
sorumluluk sahibi olması anlamındadır.
Psikolojik yetenek; hem hastasının
içinde bulunduğu durumla ilgili empatiyi sağlayabilecek hem de kendi içinde
bulunduğu duygu durumunu hastasına aktarmayacak şekilde psikolojik yeteneğe
sahip olmalıdır.
Sağlık çalışanının çalıştığı alana
özgü bilgileri takip edebilmesi ve
hastasıyla iyi bir iletişim kurabilmesi için gereken kültürel yeteneği
bulunmalıdır.
Sağlık çalışanının hastasına karşı
görevi
- Mesleğiyle
ilgili bilgili olmalı
- Düzgün
konuşabilmeli; hastasının anlayacağı şekilde iyi bir iletişim kuracak şekilde
kelime seçmelidir
- Anlatabilmeli
; hangi alanda çalışıyorsa hastanın sosyoekonomik durumuna göre anlatma
becerisi bulunmalıdır
- Anlayabilmeli;
hastasının soru ve sorunlarını anlayabilmelidir
- Anlayışlı;
hastasının bir mağdur olduğunu, kendisinin bilgide üstün olduğunu
unutmamalıdır
- Düzenli;
iş yerinde, çalıştığı alanda bilgi kaybına yol açmayacak şekilde düzenli
olmalıdır
- Aydınlatabilmeli;
hastasına uygulanması düşünülen tıbbi işlemi anlayacağı şekilde
anlatabilmelidir
- Onam
almalı; hastanın rızasını almadan hiçbir işlem gerçekleştirmemelidir
- Sağlık
çalışanı iyileştirici olmalıdır
- İşletmen
özelliği olmalı ama hastayı ticari araç olarak görememelidir
- Centilmen
ve hanımefendi; kıyafeti, konuşması ve davranışları saygı duyulacak
şekilde olmalıdır
- Danışman,
sırdaş; hastanın soru/sorunlarını çözebilecek şekilde davranmalı,
sorularına yanıt verebilmelidir
- Öğretici;
mesleğiyle ilgili bilgileri aktarabilmelidir
Sağlık çalışanının meslektaşına
karşı görevi:
·
Karşılıklı
sevgi, saygı, mesleki bağlılık.
·
Başka
bir sağlık çalışanının hastasına bakarken veya işlemini yaparken izin almalı,
·
Sağlık
çalışanı, hastasının yanında çalıştığı kurumu tenkit etmemeli
·
Çok
resmi ve/veya çok laubali olmamalı
·
Tıbbi
etik ilkelerinden adaletli olmalı, dürüst davranmalı, dayanışmacı
·
Meslektaşının
ihtisasına hürmet göstermelidir
Toplumda hekim sağlık
hizmetlerinin merkezinde yer almaktadır ancak sağlık çalışanı bir ekip içinde
çalıştığında merkezinde de yer alabilir, yardımcı görevde de olabilir bu
nedenle sorumluluklarına uygun bir şekilde ekip içinde kendisinden beklenen
görevleri yerine getirmelidir. Ekip ruhuna uygun davranmalı bilgisini
paylaşmalıdır. Mesaisine uyumlu, kendisine ait olan işleri yerine getiren,
meslektaşına angarya yüklemeyen bir çalışan olmalıdır.
Topluma karşı görevleri;
Koruyucu sağlık hizmetleri bir
halk sağlığı hizmetidir. Besin kontrolü, bulaşıcı hastalıklardan korunma, çevre
sağlığı hizmetleri konusunda halk eğitimi yapabilmelidir. Uyuşturucu madde alışkanlıklarıyla savaş,
kalıtsal hastalıklar konusunda duyarlı
olmalı, bilgilendirmeleri yapmalıdır.
Sağlık çalışanı verilen görevleri
yerine getirmezse sorumluluğu başlar. Mesleki uygulama sırasında
bilerek, dikkatsizlikle, ihmal yoluyla hastalarına verdiği zararlardan
hekimlikle ilgili yasa ve yönetmeliklerdeki kuralara uymamaktan son bilimsel yöntemleri uygulamamaktan
mesleğinde acemilikten sorumlu tutulmasıdır. Hekimlikle ilgili uygulamalar
tıbbi işlemleri içerdiği için sağlık çalışanı uyguladığı tıbbi işlemlerden dolayı
sorumlu olabilir.
•
Deontolojik Sorumluluk:Tabip odası onur kurulunca eyleme uygun olarak verilen
kınama ile meslekten geçici men gibi bir grup uygulamaları içerir
•
Hukuki Sorumluluk:Hekimin hastasına verdiği zararla orantılı tazminat ödemek zorundadır
•
Cezai Sorumluluk:Mevcut zararın hapis cezasına yönlenmesi şeklindedir
Medeni hukuk açısından İş ya da
hizmet sözleşmesi; doktorun hastasını muayene ve tedavi etmesi
Eser veya yapıt sözleşmesi; Diş
protezi, organ protezi, estetik cerrahi gibi alanlarda yapıt kusurlu veya
tamamen bozuksa hasta bunu yapılan
uygulamayı kabule tmeyebilir.
İdare hukuku yönünden hekimin
sorumluluğu; hekim ve/veya sağlık çalışanı devlete bağlı kurumlarda çalışır
sağlık hizmetinin verilmesine katkıda bulunur. Kusur oluşursa devletin
sorumluluğu hizmet kusur olarak ele alınır.
Örneğin devlet hastanesinde yatan hastaya yanlış kan grubundan kan
verilmesi işleminde kimler sorumludur diye düşünüldüğü, Kan grubunun hazırlanma
aşamasından hastaya verilme aşamasına kadar tüm ekipte çalışanlar sorumluyken
devletin sorumluluğu eklenmektedir.
Sağlık kuruluşu idari işlem ve
eylemlerde de özen göstermek zorundadır:
Yönetim sağlık hizmetlerinin
görülmesi vesilesiyle ve onun gereği olarak yaptığı idari hizmetlerden doğan
zararlardan da sorumludur.
•
Sır teşkil eden bilgilerin iyi saklanmaması veya kamu görevlisinin
kusuruyla sırrının açıklanması,
•
bina ve araç gereçlerdeki bozukluklardan doğan zararlar gibi.
Tıbbi uygulama hataları sağlık
hizmetlerinin sunulması sırasında görevli sağlık personelinin kusurlu hareket
etmesi sonucunda oluşur. Sağlık çalışanının kusuru aşağıdaki nedenlere bağlı
olarak ortaya çıkabilir.
·
Özen
eksikliği, bilgisizlik, deneyimsizlik
·
Yönetsel
·
Teknolojik
·
Diğer
personel
·
Sistemden
kaynaklanabilir.
·
Davranışın
hukuka aykırı olması (kusur)
Tıbbi Uygulama Hataları
- Yargı
Hatası: Sağlık çalışanının bilgi Eksikliği,
deneyim eksikliği, ihmale bağlı hatalar.
- Mekanik
Hatalar:
Sağlık çalışanının sahip olduğu veya uygulamayı yaptığı ekipmanla ilgili
hatalar.
- Teknik
hatalar:
Sağlık çalışanı uygulamayı yaparken veya tıp tekniğini uygularken oluşan
hatalar.
- Bilgilendirme
hataları:
Hastayı eksik ya da yanlış bilgilendirme.
- Sistem
Hataları:
Kişilerden değil, kurumlardan organizasyondan kaynaklı hatalar.
Sağlık çalışanı uygulamayı
yaparken Araç gereç seçimi ve kullanılmasında özen göstermekle yükümlüdür
Sağlık çalışanının tıbbi
uygulamasının kusur sayılabilmesi için bir zararın doğması, zarar ile fiil (
yapılan tıbbi uygulama) arasında nedensellik bağının olması gerekir.
Kusur mahkeme tarafından bilirkişi
olarak görevlendirilenler veya soruşturmacılar tarafından tespit edilir.
- Mahkeme
tarafından bilirkişi olarak görevlendirilenler
•
Adli
Tıp Kurumu
•
Yüksek
Sağlık Şurası
•
Tıp
Fakültelerinin ilgili Ana Bilim Dalları
•
Hekimler
2. Soruşturmacılar
•
Disiplin
soruşturması aşamasında
•
Ceza
davasında yargılama oluru aşamasında
Bilirkişi veya soruşturmacı sağlık personelinin hatasının
olup olmadığını tespit eder, bazen sağlık personeline yüklenemeyen nedenleri
ortaya çıkarır bazen de sağlık personelinde somutlaşan hataların ardında yatan
nedenleri araştırır.
Sağlık çalışanının KUSURLU
davranışı sonucunda olası yaptırımlar;
·
Ceza
davası açılabilir.
- Hapis
cezası
- Para
cezası
- Meslek
uygulamasının engellenmesi
- İdari
soruşturma
- Disiplin
işlemleri:
•
Meslek
örgütünce yapılan disiplin işlemleri
•
İlgili
idarece yapılan disiplin işlemleri
1. Uyarma cezası
2. Para cezası
3. Meslekten geçici men cezası
4. Oda bölgesinde çalışmaktan sürekli
men cezası
Sağlık Kurumları ve/veya sağlık çalışanı sağlık hizmetini
gerçekleştirirken kusur oluşmaması için;
•
Güvenli
bir şekilde
•
Kanıta
Dayalı
•
Hasta
Odaklı olarak
•
Zamanında
ve Kolay ulaşılabilir
•
Etkili
ve verimli
•
Tüm
başvuranlara eşit şekilde sunmalıdır.
Sağlık hizmetinin tıbbın gereklerine mesleğin gerektirdiği
dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun olarak yapılmasına rağmen komplikasyon
gelişmesi halinde kusurdan söz edilemez.
•
Kanunda
yer aldığı şekilde kusur oluştuğunda sağlık çalılanının Cezai Sorumluluğu
başlar. Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.(TCK 4 md). Sağlık
personelinin yasaları bilmemeleri sorumluluktan kurtarmamaktadır.Ceza sorumluluğu
şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. (TCK 20 md)
Cezalar ağırlaştırılmıştır, tüm
sağlık çalışanlarının mesleki becerisi kadar yaptığı tıbbi uygulamalarda eğer
bir kusur oluşursa cezai sorumluluklarını bilmesi bir zorunluluktur. Bazı ceza
örnekleri aşağıdaki gibidir.
•
Taksirle
Öldürme (TCK 85 md)
•
Taksirle Yaralama(TCK 89 md)
•
Eziyet (TCK 96 md)
•
Koruma ve Gözetim Yükümlülüğüne tabi
•
Kimseyi
TERK(TCK 97 md)
•
Ayrımcılık Yapma(TCK 122 md)
•
Özel Hayatın Gizliliğini ihlal(TCK 134 md)
Örnek: Hastanede Yanlış Kan Verildiği İddiası Mersin'de
kalp krizi geçiren 63 yaşındaki kadına özel bir hastanede farklı gruptan kan
verildiği iddia edildi. Durumu ağırlaşan kadın uçakla Bursa'ya getirildi.
ETİK KARAR VERME
Sağlık personeli açısından klinik
karar verme, tıbbi bir durum karşısında sahip olunan bilginin sağlık personeli
tarafından uygulamaya konmasını ifade eder. Eylemi yönlendiren her türlü
yargıya karar denir. Klinik karar verme karmaşık bir süreç olup, öğrencilik
veya meslek hayatında elde edilmiş bilgiyi sentez ederek ayırabilmeyi ve duruma
uygun seçeneklerin içinden en iyiyi seçerek uygulamaya koymayı gerektirir.
Sağlık çalışanının günlük tıbbi uygulamalarında karar vermelerini gerektiren
birçok durumu ortaya çıkmaktadır.
Hasta ile bir hekimden daha fazla
bir arada olan bir sağlık ekibi üyesi, hasta hakkında istendik ve kaliteli
sonuçlara ulaşmada etkili olabilir ve ekibin karar verme sürecine de olumlu
katkılarda bulunabilir. Kararlara ne kadar fazla katılırsa, işbirliği için rahat
ve güvenli olur. Sağlık bakım sistemindeki değişimler ve artan sorumluluklar,
tüm sağlık personelinin ileri düzeyde bilgi ve beceri kazanmasını
gerektirmektedir. Sağlık personelinin eğitim seviyesi ne kadar yüksek olursa
otonomisi de o kadar yüksek olur. Sağlık personelinin otonomisi, kararlarını
verme yeteneği ve uygulamaları içindeki bağımsızlığı olarak tanımlanabilir.
Otonominin ortaya konulabildiği bir ortam, iş doyumunu da
artırır. Doktor ile sağlık personeli işbirliği, sağlık personelinin bilgisini,
görüşlerini ve yeteneklerini doktor ile paylaşarak, etkin bir hasta bakımını
sağlaması açısından önemli bir konudur. İşbirliği, birbirlerinin görüşlerine
güvenmeyi ve birlikte çalışmayı gerektirir. Sağlık ekibinin üyeler arası
işbirliği, hastayı daha iyi anlamayı ve daha efektif uygulamaları sağlayabilen
bilgiler elde etmeyi sağlar. Çalışılan kurum, ekip üyelerinin karar verme
sürecine katılmalarını, doktor ile ekip işbirliğini etkileyen önemli bir
unsurdur.
Multidisipliner bir yaklaşım,
tedavi ve bakıma olumlu katkı sağlar,
ekipte yer alan sağlık personeli alanına göre klinik ve psikososyal
becerilerini geliştirmeli, bilgilerini sürekli güncelleştirmeli, yapılan
araştırmaların sonuçlarından yararlanmalı, yaptıkları tıbbi uygulamaları
sürekli değerlendirmeleri, kritik düşünme ve problem çözme becerilerini
geliştirmeleri ve sürekli öğrenme davranışı sergilemeleri istenmektedir.
Sağlık ekibinde yer alan tüm
üyeler birbirlerinin alt yapılarını, sorumluluklarını, deneyimlerini,
bilgilerini ve özelliklerini duymalı, bilmeli ve tartışmalıdır. Açık ve etkili
iletişim, ekip üyelerinin olumlu ve faydalı tartışma ortamları yaratmasına da
yardımcı olur. Sağlık ekibinin tüm üyelerini hastanın bakım sürecinden haberdar
etmek, disiplinler arası iletişim ve işbirliğini artırmak, bakım sürecindeki
eksiklikleri ve gecikmeleri önlemek ve iş doyumunu artırmak amacıyla ortak
bakım protokolleri kullanılabilir. Hasta tanılarına göre oluşturulmuş bakım
protokolleri, tüm ekip üyelerinin yapması gereken aktiviteleri bir zaman çizelgesi
üzerinde göstermesi ve gerektiğinde aynı çizelge üzerine kayıt yapılabilmesini
sağlaması açısından yararlı birer uygulama araçlarıdır. Böylece ekibin tüm
üyeleri yapılan uygulamalardan, tedavi ve bakımın hangi aşamada olduğundan
haberdar olur. Sağlık personelinin bir ekip halinde çalışması için düzenlemeler
belli kurallara, normlara göre şekillendirilmektedir.
Belli bir coğrafya parçası
üzerinde yer alan,üyeleri arasında sıkı bir etkileşim ve işbölümü olan bir
insan topluluğu , grup veya toplum içindeki etkileşim biçimleri ve bunların
ürünlerinden normlar oluşur. Bir toplumda insanları belli olaylar karşısında
nasıl davranmaları gerektiğini belirleyen öyle davranmaya zorlayan kurallara
sosyal norm denir. Gelenekler, görenekler, hukuk, mevzuat yasal sistemler,
görgü kuralları normların farklı şekilleridir.
Birey davranışını etkileme bakımından normların kuvvet farkı bulunur,
hiyerarşik bir sıralaması mevcuttur.
Normların moral(ahlak) sistemler
açısından çok iyi, çok kötü olarak tanımlanan eylemler, estetik değerler
açısından güzel çirkin, İnanç açısından sevap, günah olarak eylemleri
belirlemeye çalışır. Kişi eylemi yaparken doğru ve güzele ulaşmaya çalışırken
yaptığı eylemden sevap kazanmak isteyebilir.
Normlar toplumsal sürecin düzenli
bir biçimde işlemesini ve sürekliliğini sağlar, işlevsel ve değişkendir.
“Sağlık”, yaşama,
eğitim gibi doğuştan temel insan haklarındandır. Anayasamız başta olmak üzere; “bireylerin sağlığını koruma” devletin esas
sorumlukları arasında sayılmıştır.
İnsanın yaptığı herhangi bir eylem için niyeti ve eylemin
sonucu önemlidir. Ancak etik değerlendirme eylemdeki niyete odaklanırken
hukuksal süreç ise eylemin sonucuna daha fazla önem vermektedir. Hukuk
açısından hatalı olan bir eylem etik açıdan doğru olarak kabul edilebilir.
Eylemi yapmadan karar verirken eylemin sonucunun da düşünülmesi hukuk açısından
değerlendirilmesi gerekebilir. Eylem sonucunda hukuk açısından hatalı kabul
ediliyorsa alınacak cezanın farkında olunması gerekir.
Yapılan eylemlerde eylemlerin hukuk açısından
değerlendirilmesi ülkenin veya uluslar arası hukuk sisteminin yasa, yargı ve
adalet sistemi tarafından gerçekleştirilir.
Yargı belli bir egemenlik ya da devlet adına hukuku yorumlayan ve ona başvuran
mahkemeler düzenidir.
Eylemlerin yasalara göre yorumlanmasını sağlayan düzendir.
Kanun veya yasa, bir anayasal hukuk rejiminde, yetkili
organlarca meydana getirilen hukuk kurallarıdır.
Tıbbi Fiil.
Sağlık personelinin meslek ve sanatına ilişkin faaliyetine yönelik eylemleri
teşhis, tedavi, reahabilitasyon amacına yönelik olarak yapılan davranışlara
denir. Başka bir amaca yönelik (kişisel yarar, aldatma, kişiye kötülük etme
gibi) olarak yapılmış ancak tıbbi davranış görünümü altında gerçekleştirilmişse
de tıbbi fiil adını alır. Tıbbi sorumluluk tıbbi fiillerden kaynaklanan
sorumluluktur. Tıbbi fiil sırasında olmalı veya tıbbi fiilden kaynaklanmalıdır.
Tıbbi yükümlülük: Bir takım emir ve yasaklardır. toplumun yaptırımlarla donattığı
bireye uymasını dayattığı emir ve yasakların bütününü kapsar.
Yaptırım:
Toplumun bireylerin davranışlarını istediği yönde ve biçimde gerçekleştirmek
amacıyla şiddetini kendisinin belirlediği ödül ve cezalardır.
Yaptırımlar, bireyin özgürlüğünü
kısıtlama şeklinde olabildiği gibi, maddi varlığına yönelik, yetki ve kazanç
sınırlaması şeklinde olabilir. Toplum kültüründe bulunan manevi yaptırımlar,
sevgi ve saygıdan yoksun bırakma, saygınlığın azaltılması şeklinde olabilir.
Etiket:
Başkaları tarafından kişinin davranışlarının şekillenmesine denir. Görgü kuralları bunlardan birisi olabilir.
Etiketleme yapılması sosyal çevre kişiden yapıştırdığı etikete göre davranış
bekler.
Tıbbi eylemin kabul edilmiş
standartlara uygun biçimde gerçekleştirilmemesi hatalı tıp uygulamasına Tıbbi
Malpraktis adı verilir.
Tıbbi uygulamalardaki hata
genellikle uygulamanın medikal, teknik boyutlarında olmakla birlikte, hukuki,
etik, ekonomik boyutlarında da ortaya
çıkabilir. Sağlık profesyonelinin yaptığı hatanın hesabını vermek durumunda
olması sorumluluk olarak adlandırılır.
Sorumluluğun saptanmasına ve gerekirse
yaptırım uygulanmasına yönelik olarak,
*ceza
*tazminat yargılamaları,
*idari soruşturma
*meslek örgütü disiplin kurulunda
değerlendirme gibi dört mekanizma vardır.
İnsanın yaptığı herhangi bir eylem
için niyeti ve eylemin sonucu önemlidir. Ancak etik değerlendirme eylemdeki
niyete odaklanırken hukuksal süreç ise eylemin sonucuna daha fazla önem
vermektedir. Hukuk açısından hatalı olan bir eylem etik açıdan doğru olarak
kabul edilebilir. Eylemi yapmadan karar verirken eylemin sonucunun da
düşünülmesi hukuk açısından değerlendirilmesi gerekebilir. Eylem sonucunda
hukuk açısından hatalı kabul ediliyorsa alınacak cezanın farkında olunması
gerekir.
Yapılan eylemlerde eylemlerin
hukuk açısından değerlendirilmesi ülkenin veya uluslar arası hukuk sisteminin
yasa, yargı ve adalet sistemi tarafından gerçekleştirilir.
Etik karar verme: Hasta yararına olması için tüm seçenekleri açıklayan akılcı bir
yaklaşımdır. Karar verme yetisi olan hastanın tedavi ile ilgili kararlara
katılımı sağlanır.
Etik terminolojisindeki
"tıbbi eylem"in hukuk dilindeki karşılıkları "Tıbbi el
atma" ve "tıbbi fiil“dir.
Etik Sorun:
Kurumdan ya da başka faktörlerden kaynaklanmayan sorunun çözüm yolunun
bilindiği ancak çözüm yolunun seçilemediği durumdur. Eylem gerçekleşmeden
düşünme aşamasında veya toplumsal alanda olabilir. Etik sorunun çözümlenmesinde
ilkelerin tam ve kesin ölçü birimi olmasa da işlevsel önemi vardır.
Etik İhlal seçilen davranışın
belli bir veya birkaç kurala aykırı olmasını ifade eder.
Etik İkilem
bir seçim türüdür. Sağlık profesyonelinin birbirine yakın ağırlıkta olan
değerlerle eş zamanlı olarak karşılaşması sonucunda farklı davranışların
seçenek oluşturmasıyla ikilem ortaya çıkar. Örneğin yarar sağlama ile zarar
vermeme karşı karşıya gelebilir. Birinin seçilmesi gerekir. Davranışlar en az
iki etik ilkesini de karşı karşıya getirir.
Etik belirsizlik, etik sorunların, etik ilke ve değerlerin neler olduğunun
bilinmemesidir.
Sağlık Hakkı;
toplum yada onun örgütlü gücü olan devlet tarafından, kişinin sağlığının
korunması, gerektiğinde tedavi edilmesi, iyileştirilmesi ve bu alanda toplumun
sağladığı olanaklardan yararlanabilmesini ifade eder.
Yükümlülük; belirlenmiş işleri
yapma zorunluluğunu ifade eder, yapılmazsa sorumlulara cezai işlem gerektirir.
Bir
sağlık personeli tıbbi uygulamayla ilgili karar verirken
Olası
yararları ve zararları hesaplamalı
Kimlere
yarar/zarar (sağlık personeli, hasta, hasta yakını, çevre tüm ilgili olan
unsurları göz önüne almalıdır.
Tıbbi eylemler sonunda, hastanın
zarar görmesi durumunda, bu konu hasta, kurum yöneticileri yada güvenlik
güçleri tarafından yargıya ulaştırılmakta ve yargılama sonucunda oluşan karara
göre cezai işlem uygulanmaktadır. Hasta
ve sağlık profesyoneli arasındaki ilişki, içinde yaşadıkları topluma; toplumun
geleneksel yapısına; ahlak kurallarına; sağlık profesyoneli ve hastanın bağlı
oldukları kurumlara; hastanın kişisel özelliklerine; yararlanılan tıbbi
olanakların özelliklerine göre değişir.
Sağlık profesyonelinin tıbbi
uygulamalar yaparken sorumluluğu kendisine,
mesleğine ve yasaya karşı olarak üç bölümde incelenebilir.
Sağlık personelinin kendisine
karşı sorumluluğu hem insan olarak kişiliğine hem de meslek kimliğine karşıdır.
Eylemleri hem kendisini hem de meslek kimliğini etkileyecektir.
Kamuya karşı sorumluluk ise eğer
yaptığı herhangi bir eylem sonucunda kamuya zarar vermişse olabildiği gibi
bildiklerini anlatması, koruyucu sağlık hizmetini yerine getirmesi en önemli
görevlerinden birisidir.
Tıp etiği açısından hekimin veya
sağlık profesyonelinin sorumluluğunu farklı bir bakışla dört temel başlık
altında da toplayabiliriz.
1. İnsan olarak kendisine karşı
sorumluluğu,
2. Hastalara karşı sorumluluğu,
3. Meslektaşlarına sorumluluğu,
4. Topluma karşı sorumluluğudur.
Sağlık profesyoneli tıbbi
uygulamalar sırasında bilerek veya bilmeyerek hastasına zarar verirse bu
zararlardan dolayı ceza alabilir. Bir kişi görevini veya yükümlülüğünü yerine
getirmemesi durumunda “sorumluluk” sözcüğü varsa hesabının sorulacağını bilmesi
gerekir. Görev gönüllü veya birileri tarafından misyon olarak verilen işlevler veya
fonksiyonlardır.
Tıp etiği ilkelerine uygun tıbbi
uygulamalar yapmak en eski metinlerde bile yer almaktadır. Hastanın karar verme
sürecine katılması her durum için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Bulaşıcı
hastalığı olan hastanın bunu sağlık personelinden ve eşinden saklamak istemesi
hastaya karşı sorumlulukla meslektaşına ve diğer insanlara karşı sorumluluğu
karşı karşıya getirecektir. Bu durum sağlık personelinin/hekimin karar
vermesini güçleştirir ikilem yaratır. Her etik ikilimde tercih edilen seçenek
ya en az kayba uğrayan ya da en fazla değeri korunan seçenek olmalıdır.
Problemle en fazla ilgisi olan
değer ve ilkelerin listesini çıkarın.
* Olası hareket tarzlarını ve
hangi değer(ler) veya ilke(ler)in destekleneceğini belirleyin.
* Kanuna uygun herhangi bir sonuç
ortaya çıkması durumunda tanımlayın ve gerekirse kanuna uygun bir tavsiye
araştırın.
* Her türlü ilgili kurumsal kural
ve prosedürü tanımlayın.
Her bir alternatif seçenek için
aşağıdaki durumları tanımlayın:
*
Hastaya etkileri.
*
Yasal sonuçlar.
*
Kural ve işlemlere ilişkin sonuçlar.
*Değer
ve ilkeler üzerindeki etkiler.
Yukarıdaki
düşünceleri baz alan bir tercih seçerek kişisel bir alternatif üzerine karar
verin.
Sağlık personeli hasta
ilişkisindeki iç belirleyiciciler
1. hastalığın özellikleri.
Prognozu, etyopatogenezi gibi…
2. hastanın özellikler: yaşı,
boyu, kilosu, anamnezi, geçmişi gibi, kişiliği yaşam tarzı, alışkanlıkları,
dünya görüşü diğer insanlarla ilişkileri etkilediği gibi. Hastanın sorunları,
umutları ve sağlık personelinden beklentisi ilişkinin belirleyicisi olarak rol
oynar.
3. Sağlık personelinin
özellikleri: branşı, yaşı, yaşadığı ortam, çalıştığı yer, bilgi düzeyi gibi…
4. tıbbın özellikleri: uygulanan
metodoloji, zihniyet gibi….
Sağlık personeli -hasta ilişkisinde
dış belirleyicileri:
1. ekonomik koşullar
2. toplumun kültürel yapısı
3. sosyal güvenlik sistemleri
4. tıp pratiğinde ileri teknoloji
5. ilaç malzeme endüstrisi
Sağlık personeli hasta ilişkisi
yaşanılan toplum içinde şekillenir. Hizmet verilen kurum ve hastanın sağlık
güvencesi belirleyici rolü oynar. Tüm belirleyicilerin oynadıkları rollerin
değeri sağlık personelinin etik donanımına, tıbbi yeterliliğine mesleğini
yaparken yetkin olmasına bağlıdır. Sağlık personelinin yetkinliği tıbbi hukuk
bilgisine de bağlıdır.
•
Mesleki
etik kuralları olarak belirlenen üyelerinin genel ve ortak olan davranış
biçimlerini tanımlayan ilkelerin üç temel işlevi vardır.
- Yetersiz
ve ilkesiz üyeleri ayırmak,
- Meslek
içi rekabeti düzenlemek,
- Hizmet
ideallerini korumak,
Etik karar verme süreci sağlık
personelinin tek başına alması gereken b ir karar olabilir, uygulamayı yapan
kişi o olduğu için tüm sorumluluk kararı alıp uygulayanın olacaktır ancak bazen
etik karara varmak zor olabilir.
Dayanışma ilkesi bir uzmandan veya kıdemli bir meslektaşından görüş almasını
destekler. Sonuç olarak sağlık personeli eğer hala ne yapacağından emin değilse
veya karar önemli etkiler -sonuçlar doğuracaksa, bağımsız ve güvendiğiniz
ikinci birinden görüş alması uygundur.
Karar alındıktan sonra tek tek tüm süreç gözden
geçirilmelidir. Gözden geçirme sırasında
1.
Sonucu
değerlendirmek için gazete haberi olma olasılığı başka bir açıdan bakmayı sağlayabilir. Gazete haberi olsaydı
nasıl değerlendirirdiniz sorusu değerlendirmeyi kolaylaştıracaktır
2.
Bu
kararı bir, beş veya on yıl sonrada aynı şekilde mi değerlendirirdiniz etkisi
nasıl olurdu
3.
Etik
bir karar mutlaka etik ilkelerle/değerlerle savunulabilmelidir. Vicdanınıza
karşı, disipline, idareye veya hukuka karşı hangi etik ilke ile hareket
edildiğinin açıklanabilmesi gerekir
4.
Kararın
sonucundan hasta etkilendiği takdirde vicdanen savunabilmesi gerekir
Tıbbi uygulamalarda karar verme
sürecinde sağlık çalışanı-hasta ilişkisi, diğer meslek uygulamalarından daha
özel boyutta değerlendirilmektedir. Eğer yapılması gerekli ise etik bir karar
verilmiş gibi olsa da hasta hakları açısından değerlendirildiğinde de gerekli
olmalıdır. Hiçbir yasal düzenleme hasta için etik karar verme sürecinde ettik
ikilem veya sorun varsa reçete görevi görmemesi, yasalsa uygundur denmemesi
gerekir. Her hasta için etik yönden kaygı uyandıran bir durum varsa
değerlendirilme yapılmalıdır. Karar verme sürecinde dayanak hukuk olduğunda
özgür karardan söz edilmesi zordur. Karar verme sürecinde dayanak etik ilkeler
olmalıdır. Hukuki boyutu bilerek kararı verdikten sonra sorumluluklarının
farkında olması gerekir. İşini iyi yapmak isteyen dikkatli kişilerin genellikle
işlerinin etik boyutu ile yeterince ilgilenmedikleri görülür. Oysa unuttukları
şey, herkesin birinci işinin etik donanıma sahip iyi bir insan olmak olduğudur.
Sağlık personelinin paternalist bir yaklaşımla bunu sadece senin için yapıyorum
diye gerekçelendirmesi özerklik, doğruluk
ve saygı değerlerine zarar verir.
Tüm sağlık personelinin benzer etik sorunlar karşısında
benzer hataları tekrarlıyor olması, sağlık personelinin savunması olmaz. Sağlık
personeli kendi yaptığı tıbbi uygulamalardan sorumludur. Tıbbi eylemler
sonunda, hastanın zarar görmesi durumunda, bu konu hasta, kurum yöneticileri ya
da güvenlik güçleri tarafından yargıya ulaştırılmakta ve yargılama sonucunda
oluşan karara göre hatayı yapan sağlık personeline cezai işlem uygulanmaktadır.
Bu nedenle tüm sağlık personelinin tıbbi uygulamalarla ilgili etik
donanımlarının tam olması, tıbbi bilgilerinin ve mesleki becerilerinin yeterli
olması gerekmektedir.
Tıp etiği/temel kavramlar
Sağlık hastalık kavramları
Tıp etiği dersinin amacı sağlık profesyonelinin tıp
bilgi ve becerisinin yanında sağlık çalışanı kimliğine uygun etik değerleri
sergileyebilmesini ve yaşanılan toplumun sorunlarını izleyip, tahlil ederek
bilimsel bakışla kendi görüşünü oluşturabilmesini sağlamaktır. Ayrıca bu dersler sayesinde sağlık profesyoneli
doğru eylemin ne olduğuna karar verebilecek, zor karar verilecek durumlarda
nasıl davranılacağını bilecek ve etik
kurallar ve yasal düzenlemeler hakkında bilgi edinecektir.
"Sağlık" insanın istenir niteliklere
sahip varoluş durumuna denir. İnsan sağlığının denetlenmesini, hastalıklar ve
sakatlık durumunda onarılması, hastalıklara ve sakatlıklara karşı korunması,
var olan durumunun daha iyiye doğru geliştirilmesi amacıyla yürütülen
etkinliklerin tümüne tıp adı verilmektedir. Ayrıca tıp, tıbbi etkinliklere alt yapı oluşturan temel
bilgiler ile onları yaşama geçirmeyi olanaklı kılan düzeneklerin yer aldığı büyük
ve karmaşık bir alandır.
Tıp alanının ortaya çıkışına ve gelişimine öncülük
etmiş olduğunu söyleyebileceğimiz hekimlik mesleği, olanca görkemiyle tıp
alanının merkezinde konumlanmıştır.
Günümüzdeki tıbba özgü etkinlikler, hastalığın
teşhisi ve tedavisiyle ilgili dahili ve
cerrahi klinik uzmanlık alanlarını içeren klinik tıp, hastalık veya hastayla ilgili, sağlığına
yönelik insan yapısı (anatomi), temel maddeleri (biyokimya, genetik),
mikroorganizmalar (mikrobiyoloji) , fonksiyonları (fizyoloji, biyofizik)….araştıran
temel tıp olarak iki bölüme ayrılabilir. Başka bir açıdan tıptaki etkinlikler
cerrahi tıp, dahili tıp, temel tıp, sosyal tıp, klinik tıp, laboratuar tıp,
terapötik tıp, diagnostik tıp şeklinde bölümlendirilebilir. Tıbbı konu edinen
etkinlikler ise tıp tarihi, tıp etiği gibi alanlardır.
Tıbbın ön planında tıbbi biyoloji, anatomi, halk
sağlığı, genel cerrahi, kardiyoloji gibi tıp dalları ve hekimlik, hemşirelik,
dişhekimliği, diyetisyenlik, fizyoterapistlik gibi sağlık meslekleri yer alır.
İlaç endüstrisi, sağlık yönetimi, protez veya ortez üreticiliği gibi öğeler ise
tıbbi eylemlere alt yapı desteği verir. Alt yapıda yer alan bu meslekler tıp
dışı farklı alanlarda konumlanmış gibi görünseler de tıpla dolaylı veya
doğrudan ilişkileri bulunur.
Tıp dalları kısmen ya da tamamen tıbba ait olan ve
doğrudan ya da dolaylı olarak yapılan üretime katkıda bulunan etkinlikler
gerçekleştirir. Tıp alanının bütünü veya
bir kısmını inceleme ve üzerinde çalışma konusu edinen etik ve Tıp Tarihi, tıp
sosyolojisi, tıp ekonomisi, sağlık antropolojisi gibi disiplinler çalışma
süreçlerinin ürünlerini geri besleme verisi olarak tıp alanına aktarırlar.
Yöntem bakımından diğer tıp dallarından farklı olmakla birlikte, onların
tümüyle ilişkili ve tıp alanıyla geneliyle sıkı sıkıya bağlantılıdır, tıp
dünyası tarafından benimsenmiştir.
Çağdaş tıp evrimleşme sürecindeki güncel
gelişmelerin kaynağı Batı Avrupa ve Kuzey Amerika merkezlidir. Rönesans
döneminden sonraki gelişimlerin öncüsü
Batı Dünyasındaki tıbbi uygulamalardır. Rönesans tıbbındaki uygulamalar
Eski Yunan-Roma geleneğinin devamı şeklindedir.
Yunan-Roma tıp geleneği İslam tıbbındaki çeviriler sayesinde farklı yollardan Rönesans tıbbını
etkilemiştir. Yunan-Roma tıbbı ise Doğu Akdeniz çevresinde oluşturulan Mezopotamya,
Mısır tıbbının zengin birikiminin üzerinde kurulmuştur.
Günümüzdeki anlayışı temsil eden 19 yüzyıldan sonra
oluşan çağdaş bilimsel tıp, sağlıkla
ilgili en önemli otorite durumundadır. Bu anlayış dışında kalan alternatif tıp
(fitoterapi, homeopati, aromaterapi, ...) ağırlıklı olarak tedaviye yönelik
uygulamalar içermektedir. Bunların kökeni spekülatif çıkarımlar veya tıp
tarihinin değişik dönemlerine ait bilgilerdir. Alternatif tıp çağdaş bilimsel
tıbbın dışında yer alır.
Tıp zihniyeti içinde yer alan tıbbi etkinlikler
zaman içinde belli bir gelişim göstermiştir. En ilkel örnekleri içgüdülere
dayalıdır, inançlar kuramsal tıbbın temelini oluştururken, akıl-gözlem-deneyim
çağdaş tıp zihniyetinin belirleyicisi olan bilimsel yaklaşımda yer alır beraberinde
kontrollü deney de bulunmaktadır.
Her çağın tıbbi zihniyeti o çağın genel zihniyetine
uygun biçimde gerçekleşmiştir. Tanrı egemen bir düzenin geçerli ve din
ağırlıklı bir dünya görüşünün yaygın olduğu, kilisenin en büyük güç konumunda
bulunduğu Batı Ortaçağı'nda kuramsal tıp bilgileri ve tıp eğitimi dinsel bir
karakter kazanmıştır. Klasik tıp metinlerine bir tür kutsal kitap gibi
yaklaşılmış, hastalara yönelik tıbbi uygulamalar Allah rızası için yapılan
yardımlar olarak kabul edilmiştir. Bilimsel dünya görüşünün üst düzeyde
saygınlığı, teknolojinin inanılmaz bir hızla ilerlemesi, serbest piyasa
ekonomisinin egemenliği, bireye verilen büyük önem gibi günümüz dünyasının
karakteristik özellikleri de, çağdaş tıbbı biçimlendiren öğeler olarak
değerlendirilebilir.
Tarihte Mısır tıbbı, Mezopotamya tıbbı, Yunan
tıbbı, ortaçağ tıbbı buna paralel İslam tıbbı, Bizans tıbbı, Rönesans tıbbı,
17,18 ve 19. yüzyıl tıplarında tıp uygulamaları evrimleşerek gelişmiştir.
Geçmişten günümüze tıbbın zihniyetinde içgüdüden yararlanma, gözlem yapma,
deneyimleri kullanma, inançlara bağlı kalma, akıl kullanma, deney yaparak elde
edilen yararları sınama şeklindede değişimler görülmüştür. Ancak bu tıp
zihniyetleri aynı zaman diliminde günümüzde de olduğu gibi farklı kültürlerde varlığını
sürdürebilmektedir.
Çağdaş tıp anlayışına göre tıp ve sağlık
bilimlerinde modern batı tıbbının dayandığı biyomedikal yaklaşımın yerini
zamanla biyopsikososyal yaklaşım almaktadır.
Tıp bir toplumsal kurum olarak hastalık, yaralanma,
sakatlanma, yıpranma, yozlaşma gibi istenmeyen süreçlerle mücadele etmek üzere
biçimlendirilmiş, belirli işlevleri yapmak üzere birarada yaşayan kişilerden
oluşmuştur. Tıp toplum düzeni içinde belirlenmiş ilişkilerle etkinliklerini
yerine getirmektedir. Tıp alanının ortaya çıkışına ve gelişimine öncülük etmiş
olduğunu söyleyebileceğimiz hekimlik mesleği, tıp alanının merkezinde
konumlanmıştır. Tıp etkinliğine gerçekleştiren kişiler tarih içinde büyücü,
otacı, şaman gibi isimler alırken zaman içinde hekimler mesleği icra etmeye
başlamış kadınlara kadın hekimler hizmet etmiştir. Sağlık mesleğinin
sunulmasından sağlık profesyoneli kazanç yanında içinde bulunduğu toplum içinde
ayrı bir güce sahip olmuştur. Diğer meslek sahiplerine nazaran daha fazla saygı
görmüştür. Sağlık mesleğini sunan insanlar zanaatkar, asker, gezgin, muavinlik
gibi özelliklere de sahiptir. Bilginin zaman içinde kaybolmaması başka
bölgelere ulaşımı gezginler sayesinde gerçekleşmiş, savaşlar nedeniyle
askerlerin diğer insanlardan daha fazla sağlık hizmetine ihtiyacı olmuştur.
Bununla birlikte sağlık profesyonelinin kullandığı alet ve ilaçlar için
zanaatkar özelliğine de sahip olması gerekmektedir. Sağlık profesyoneli mesleği
sayesinde toplum içinde belli bir saygınlığa sahip, bilgiler Hipokrat’tan sonra
kuramlara dayanmakta, mesleğin sunumunda el becerisi en önemli gerekliliktir.
Tarih boyunca sağlık hizmeti sunumunda ne içinde yaşanılan toplumun en zengini
olunmuş ne de en fakiri olunmuştur.
Zamanla bilim ve teknolojinin gelişimiyle
uzmanlaşmanın artmış, sağlık alanına özgü meslekler çeşitlenmiştir. Yaşlı
bakımı, ATT, tıbbi sekreterlik, görüntüleme teknikerliği, otopsi yardımcılığı
gibi…. Toplumu yönetenlerin sağlık hizmetini organize etmede gösterdikleri
başarı önemli bir prestij kaynağıdır. Sağlık profesyonelinin yeterliliği ile
hastanın bedenine ait özellikler, içinde yaşanılan toplum ve sahip olunan tıp
olanakları hekimin tıbbi uygulamalarını belirlediği gibi hastanın sahip olduğu
sosyal güvence (yeşil kart, sigorta, maddi olanakları..) veya sağlık çalışanının
mesleğini icra ettiği kurum (üniversite, sağlık ocağı, sağlık merkezi….) tıbbi
uygulamaların yapılma olasılığını etkileyecektir.
Bilimsel ve özellikle teknolojik gelişme, tıbbın
bilgi birikiminde ve uygulama olanaklarında çok hızlı ve sürekli bir artışa yol
açmaktadır. Hekimlerin tıbbın her konusuna, bir başka deyişle tıp alanının her
kesimine hakim olmasına olanak vermeyen bu durum, günümüzde tıp dallarının
giderek çeşitlenmesinin, birbirlerinden uzaklaşmalarının ve aralarındaki
sınırların belirginleşmesinin ana nedenidir. Tıp alanında yeni mesleklerin
belirmesiyle hekimlik sağlık alanının başlıca mesleği olmayı sürdürmesine
rağmen bu alandaki tek meslek olmaktan uzaktır. Çağdaş tıpta ekip çalışması
tıbbi uygulamanın karakteristik özelliği olduğu için hekimlerin tıbbi
donanımlarını liderlikle ilgili donanımla takviye etmesi gerekmektedir.
Tüm sağlık profesyonellerinin içinde yer aldığı tıp
hem bir bilim, hem de sanattır
Tıp sanatı, tıp bilimleri ve teknolojisinin
uygulanmasıdır. Sağlık profesyoneli tüm hizmet sunumunda bireyler, aileler ve
toplumlar arası farklılıkları etik bakış açısı ile tanır ve dikkate alır. Bu
etik bakışı gerçekleştirmesi için bazı kavramları bilmesi gerekmektedir.
"Deontoloji" terimi görevler,
sorumluluklar ve haklar bilgisi olarak Türkçeleştirebilir. Tıp alanında
çalışanlara özgü meslek ahlakı; sağlık mesleği sahiplerinin uyması gereken
kurallardan bahseder. Tıp deontolojisi: sağlık profesyonellerinin görevlerini
belirleyen kuralları ifade eder. söz konusu kuralların bazıları resmi bazıları
gayrı resmidir; gayrı resmi olanların kimi sivil tıp etiği kodu halinde yazıya
dökülmüş kimi sözlü gelenek içinde yaşatılmaktadır. Tıp deontolojisi ya da
kısaca deontoloji terimi, ülkemizde yakın geçmişe kadar tıp etiğinin tam
karşılığı olarak kullanılmıştır.
Sağlık, Dünya Sağlık Örgütü’nün yaygın olarak kabul gören tanımına göre
sağlık, "bedensel, ruhsal ve toplumsal açıdan tam bir iyilik
hali"dir. Bu tanımdaki bedensel iyiliğin, bedenin yapısal ve işlevsel boyutlarında
gerçekleştiğini; ruhsal iyiliğin, iç dünya, bir başka deyişle duygu-düşünce
alanı dengelerinin yerinde olması anlamına geldiğini; toplumsal iyiliğin ise,
içinde yaşanan çevreye uyum sağlamış bulunmanın karşılığı olduğunu
söyleyebiliriz. Sağlık, sıhhat ve afiyet
yerine de kullanılmaktadır.
Hastalık ; organizmada birtakım
değişikliklerin ortaya çıkması sonucu fizyolojik görevleri yerine getirememe
yada ruh sağlığının bozulması durumudur.
Sakatlık ; vücudun duyu organları yada
uzuvlarından birinde kaza veya hastalık sonucu meydana gelen fonksiyon
kaybıdır. Hastalık veya sakatlık bedensel iyilik haliyle ilgilidir. Bireyin
kendisi ve çevresi ile dengeli ve uyumlu olması ruhsal ve sosyal yönden iyiliği
ile ilgilidir.
Rahatsızlık, tamamen özgün bir kişisel deneyim
olarak tanımlanır, duygular, beklentiler, işlevle değişik belirtilerle
ortaya çıkar, rahatsızlık bireysel bir
algıdır, kişiye özgüdür, değişiklik gösterebilir.
Etik:İnsanın toplumsal ölçekte
gerçekleştirdiği ve başkalarını etkileyen sonuçları olan davranışları,
eylemleri yapıp etmeleri ve bunları biçimlendiren düşünme süreçleri ile
ilgilidir. Toplum yaşamını ortak akla ortak sağduyuya ve ortak değer
yargılarına dayalı olarak düzenleyen kurallardır. Etik insan davranışlarını
irdeleyen soyut bir etkinliktir. Etik, yalan söylememek, dürüstlük, adaletli
olmak, sadakat hırsızlık yapmamak, cana kıymamak gibi heryerde geçerli olan
değerlere atfedilir. Etik ile Hukuk ortak noktaları kural koyucu sisteme dahil
olmalarından kaynaklanır. Hukuk
arkasında devlet gücünü bulundurur kuvvetli yaptırımı vardır. Etik ise kitlenin
anlayışına bağlı daha zayıf yaptırıma sahiptir.
Hem etik hem hukuk içinde yer alan kurallar olabilir.
Felsefenin bir ana alanı olarak etik, davranışlar
bağlamında iyinin ne olduğu ve nelerin iyi olduğunu konusunu ele alır; insanın
ideal davranışlarını formüle etmeyi amaçlar.
Meslek Etiği: Uğraş alanlarının
etikleri pratik etik veya uygulamalı etik ya da meslek etiği olarak
adlandırılır. Alana özgü kuralları, eylemleri hakkında anlamaya eleştirmeye ve
üretmeye yönelik açık uçlu düşünmeleri kapsamaktadır. Çağdaş mesleklerin,
kendilerine özgü birtakım karmaşık bilgilerin ve incelikli teknik
uygulamalarını toplumla ve toplumun değerleriyle ilişkisini de kapsar
Genel ahlak: Toplum yaşamı bağlamında
etiğin karşılığı, insanların birbirleriyle ilişkilerinde neleri yapmaları
nelerden kaçınmaları gerektiğiyle ilgili kurallar kümesidir.
Ahlak İnsan davranışlarını belirleyen toplumsal
somut düzenektir. Ahlak kavramı Latince Moral sözcüğünün karşılığıdır. Aktöre ahlak kelimesinin karşılığı olarak
kullanılabilir.
Ahlak (aktöre, moral) huy, mizaç, yaratılış
anlamına gelen hulk kelimesinin çoğuludur. İnsanlar arası ilişkilerde uyulması
gereken kuralları içermektedir. Her toplumda değişebilecek değerlerdir. Kan
davası, kurban kesme, kadın sünneti….
Değer, “politika, ekonomi, estetik,
hukuk, politika, din, tarih … gibi tematik bir çerçevede, birey, aile, grup,
toplum, insanlık, … gibi belirli bir kitle tarafından, daha çok olumlu bazen de
olumsuz nitelik atfedilmiş bulunan, kişi, nesne, yer, durum, süreç, kavram, …”
biçiminde betimlenebilir.
Biyoetik: tıbbi eylemlerin yanı sıra canlı doğayla
ve çevreyle olan etikleşmelerdeki eylemleri de ele almayı getirmekte;
çalışmacıların kökeni de sağlık mesleklerinin yanı sıra felsefe, ilahiyat,
hukuk, insan ve toplum bilimleri, doğa ve çevre bilimleri, … gibi farklı
alanlar olabilmektedir.
Biyomedikal etik: Tıp etiğinden biyoetiğe geçişin
bir ara kademesi olarak değerlendirilebilir. İnsan üzerinde gerçekleştirilen
tıbbi eylemlerin yanı sıra hayvanlar üzerinde yürütülen tıp araştırmalarını da
ilgi alanı içine alması, bir ölçüde insan merkezlilikten canlı merkezliliğe
kaymış olması söz konusudur
Sağlık profesyoneli tıp ve etikle ilgili bu
kavramları bilmesi gerekirken tüm canlılar için doğal boyutta varoluşun
ötesinde bir de kültürel boyutta var oluşunun farkında olması gerekir.
Varlıkları, olayları, süreçleri ele alırken, doğal ve kültürel boyutları göz
önünde tutmalıdır. Tıbbın temel kavramı olan sağlıkla birlikte yaşam ve ölümü
değerlendirmelidir. Yaşam doğal boyutu itibariyle var olmaya karşılık
gelmektedir ve kültürel boyutunda ise "olumlu-istenir-yüz güldürür"
bir şeydir. Sağlığın doğal boyutunda belirsizlik vardır, olanaklılığı ve
sınırları üzerinde çok şey söylenebilir, buna karşılık kültürel boyutu
yaşamınkinin ötesinde olumlu kabul edilmekte, nimetler hiyerarşisinde en üst
basamağa yerleştirilmektedir; ölümün doğadaki karşılığı yokluk olup kültürel
boyutta ise kötü olan her şeyle açıklanır.
Tıbbın temellerinin üzerine "canlılık",
"yaşam" ve "ölüm" kavramları yerleşmiştir. Doğa bilimleri
çerçevesinde, "canlılık", özel bir takım maddelerin yapısal ve
işlevsel bakımdan belli bir düzen içine bir araya gelmesiyle ortaya çıkan
geçici bir durumdur. Canlıların, basitten karmaşığa gruplandırılan pek çok
çeşidi vardır. Genel bir kavram olan canlılığı bireye uyarladığımızda,
canlılığın devam ettiği dönemin karşılığı olan "yaşam" ve canlılık
halinin bitişini ifade eden "ölüm" ile karşılaşırız. Ölüm sağlık
profesyonelinin karşılaşmak istemediği olmamasına çalıştığı bir durumdur.
Bilim: Doğayı ya da kültürü anlamayıp, kullanıma
uygun hale dönüştürmek için,doğanın bütününü ya da bir bölümünü konu edinerek;
deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak tüm
yapıp etmelere ve bunlara bağlı yasalar çıkarmaya çalışan düzenli
bilgiye denir. Bilgilerin geçerli ve
kesin nitelikler göstermesi gereklidir
Hukuk: Tıbbi uygulamaların hukuk ile
ilişkisi vardır. Toplum yaşamını düzenlerken, kişilerin ve kurumların yapıp
edeceklerini belirleyen güçlü kurallar bütününe hukuk denir. Toplum olarak
biraradalığı muhafaza ederek yaşamayı, ortak iyiyi tespit ve temin ederek
vatandaşlar arasındaki uyuşmazlığı çözmeyi sağlar. Hukuk; Toplumu düzenleyen ve
devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütününe denir.
Anayasa: Bir devletin nasıl
yönetileceğini belirleyen,kişi hak ve özgürlüklerini düzenleyen yasalar
bütününe anayasa denir.Anayasal bir yönetim yasama,yürütme ve yargı
organlarında oluşur
Kanun: Milletvekili veya hükümetin
teklifi ile TBMM’nce kabul edilen ve Cumhurbaşkanınca onaylanıp yayınlanan
hukuki mevzuata kanun denir.
Yönetmelik: (Talimatname) Bakanlıkların ve kamu
tüzel kişiliklerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve
tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartı ile çıkardıkları
hukuki mevzuattır. Kanunda belirtildi ise, yönetmeliklerin de Resmi Gazetede
yayınlanması gerekir.
Tüzük : (Nizamname) Bakanlar
kurulunun bir kanunun uygulanmasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri
belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartı ile ve Danıştay’ın
incelemesinden geçirilerek hazırlanan hukuki mevzuattır. Tüzüklerin de
cumhurbaşkanınca onanması ve Resmi Gazetede yayınlanması gerekir. Tüzükler
genellikle bir Bakanlık veya özerk kurum
tarafından hazırlanır.
Mevzuat, anayasadaki ilgili hükümlere
aykırı olmamak kaydıyla çıkarılan kanunlar ile bu kanunlara aykırı olmamak
üzere yürürlüğe konan tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge ve diğer yazılı
metinlerden oluşur.
Sağlıkla ilgili yazılı hukuk kuralları sağlık
mevzuatı olarak tanımlanır. Sağlık mevzuatı,
- Sağlık hizmetlerinin nasıl örgütleneceği, nasıl
yürütüleceği, nasıl finanse edileceği;
- Sağlık personelinin görev, yetki ve
sorumluluklarının ne olduğu;
- Görevlerini yapmayanlara uygulanacak
yaptırımların ne olacağı gibi konuları kapsar.
Sağlıkla ilgili sağlık çalışanlarının özellikle
hekimlerin tıbbi uygulamalarında bilirkişiler Yüksek Sağlık Şûrası, Adli Tıp
kurumunda yer alırlar.
Yüksek Sağlık Şûrası, 1219 sayılı Tababet ve
Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 75. maddesi hükmü gereğince,
tıbbi müdahalelerden kaynaklanan suçlarla ilgili olarak resmi bilirkişi olarak
belirlenmişti. Ceza davalarında bilir kişi olarak görev yapan kurumdur. Yüksek
Sağlık Şurası, önemli sağlık konuları hakkında ve tıbbi uygulamalar sonrası
oluşan adli nitelik kazanmış olaylarda görüş bildirmekle yükümlü kılınmıştır.
Adli Tıp Kurumu, adalet işlerinde bilirkişilik
görevi yapmak, adli tıp uzmanlığı ve yan dal uzmanlığı programları ile görev
alanına giren konularda diğer adli bilimler alanlarında sempozyum, konferans ve
benzeri etkinlikler düzenlemek ve bunlara ilişkin eğitim programları uygulamak
üzere Adalet Bakanlığına bağlı olarak kurulmuştur.
Adli Tıp Kurumunda yer alan birimler: Adli Tıp
Kurumu Başkanlığı, Adli Tıp Başkanlar Kurulu, Adli Tıp Genel Kurulu, Adli Tıp
İhtisas Kurulu, Adli Tıp İhtisas Daireleri Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlıkları
Adli Tıp Şube Müdürlükleri’dir.
Sağlık hakkı, kişinin toplumdan, devletten,
sağlığının korunmasını, gerektiğinde tedavi edilmesini, iyileştirilmesini
isteyebilmesi ve sağlığını sürekli geliştirebilmesi için toplumun sağladığı
olanaklardan yararlanabilmesidir.
Sağlıklı olma, sağlıklı olma halini sürdürme ve
sağlığını geliştirme hakkı
• Koruyucu
sağlık hizmetlerini alabilme ve yararlanabilme
• Sağlıklı
bir ortam, çevre ve barınma koşullarını sağlama
• Yeterli
ve dengeli beslenme
• Sağlığını
geliştirebilme
• Çalışma
ve iş hürriyeti, üretebilme hakkı,
• Demokratik
bir ortam ve eşit insan ilişkilerine sahip olma
• Düşünce,
inanç ve bunları ifade edebilme özgürlüğüne sahip olma hakkı olarak
sıralanabilir.
Malpraktis: Meslek mensubunun uygulaması
gereken bilgi ve beceriyi uygulamaması sonucu hizmetten yararlanan kişiye bir
zarar vermesidir. Tıp alanındaki tıbbi malpraktis Hekim hatası, doktor hatası,
tıbbi hata, tıbbi hizmetlerin kötü uygulanması veya tıbbi hizmetin yanlış
uygulanması gibi adlandırılmaktadır. Bir hekim tedbirsizlik, dikkatsizlik,
özensizlik, meslekte acemilik veya kurallara uymama sonucunda tedavi veya bakım
sırasında davranışları ile hastasına zarar verirse tıbbi hata/tıbbi malpraktis
olarak tanımlanır. Türk Tabipler Birliği hekimliğin kötü uygulamasını
bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle olması gerektiğini
belirtmektedir.
Kusurun iki türü vardır. Kast ve taksir
• Kast:
(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki
unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
• Kast
(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini
öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.
•
Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
dolayısıyla, bir davranışın suçun Kanuni tanımında belirtilen neticesi
öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
Yeni Türk Ceza Kanunu içinde bazı maddelerde
özellikle hekimlerin tıbbi uygulamalardaki özensizliklerinden dolayı
alabilecekleri cezalardan bahsedilmiştir. Günümüzde hekimin iş yoğunluğu veya
çalıştığı kurumdaki kendisi tarafından tespit edilip önlem almadığı herhangi
bir şeyden hasta veya başvuran kişi zarar görürse kusurlu kabul edilebilir.
Yorumlar